SON DAKİKA HABER     
KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman Zeynep Tekerek Durdu Kuru Yusuf Güler Sinan Aksu Nihal Dere Ahmet Çetinkaya Zeynep Sağlam Koko Süleyman Bozali Eşefatma Demirci Fatma Ayşe Berk Hacı Cuma Çolak Köto Mehmet Kırıcı Vırıt Veli Onaran Azıkçı Süleyman Mehmet Devecioğlu Hatice Dönmez Zeynep Yiğit Mustafa Tekel Elif Damar İbrahim Çolak Şerf Mehmet Unç Ahmet Öksüz (müdür) Ayşe Güneş Elif Çetinkaya Cennet Yaman Ahmet Uzun Ormancı Ali Hilal Berker Babaco Süleyman Memiş Ahmet Kalaycı Mustafa Hatice KARDEŞ Çavış Mehmet EşeFatma Avcı Keçeli Ramazan Hasan Filiz Hatice Filiz Mehmet Kınalı Ayak Hasan Demir Doruk Veli Tekin Yakup Elmas Ahmet Aydemir Cennet Çakıl Fadime Yıldızlı Faruk Tükel Yusuf Engizek Mustafa Engizek Eyyup TEKEL Fatma Kaval Tatar Durmuş Ahmet Karasu Zeynep Ibrık Nurhaklı Mehmet Mehmet Gökburun Ali Kelleci Ayşe İĞDE Kekeç Mustafa Kasap Ahmet Zorkun Reşit DODAK Gazi Veli Yıldızlı Elif ÇAKIL Veli Onaran İbik Mehmet KARAÇAVIŞ Zeynep BADDAL Osman BADDAL

17 Eyl 2014

YAŞANMIŞ GERÇEKLER 10


         Bölüm (10)       
        TENEKE HASTALIĞI VAR:
        Çağlayancerit’e yabancı bayan, erkek bohçacılar gelir giderler. Bir gün cıncık boncuk satan iki bayan bir eve gelirler. Evin hanımına bir şeyler satmak isterler. Hanım “İhtiyacım yok.” der, bir şey almaz. Hanımın boynunda on iki tane iki buçukluk büyük Cumhuriyet altınlarını görürler.“Bir rahatsızlığınız var mı?” diye sorarlar. Hanım “Biraz rahatsızım.” der. “Sende teneke hastalığı var.” der.“Biz bu hastalığı başınızdan def ederiz.” deyince hanım sevinir. “Evde boş teneke var mı?” derler. Hanım “Var.” der. “O tenekeyi getir.” derler. Hanım gider tenekeyi getirir. “Otur bakalım.” derler. “Önce şu altınları çıkar, bir mendile sar, götür içeri koy gel.” derler. Hanım altınları içeri koyar gelir.Diğer hanım altınların nereye konduğunu takip eder. Öbürü, hanımın başına tenekeyi geçirir.
         Tenekeyi sağından solundan tıngırdatırken diğeri içeri girer. On iki tane büyük Cumhuriyet altınını konulduğu yerden alır. Bir iki daha teneke tıngırdatılır.Altınlar sağlama alındığında teneke kafadan çıkarılır. Hanıma “Bir saat yerinden kıpırdama burada otur derler.” Evden ayrılırlar.Bohçacı bayanlar ileri sokakta bekleyen taksiye binerek uzaklaşırlar. Böylece hanımın on iki tane büyük Cumhuriyet altınları da açıktan çalınmış olur. Lütfen vatandaşlarımız uyanık olsunlar. Bu yöntemlerle çeşitli hırsızlıklar, soygunlar yapılmaktadır.
         ---------------------------
         TELEFON EDER:
          Bir annenin oğlu askere gider. Oğlu eve ne bir mektup ne de telefon eder. Anne oğlundan mektup bekliyor. Annenin iki gözü akar çeşme. “Oğluma bir şey mi oldu? Neden mektup salmıyor?” diye ağlar. Annenin bu feryadını gören damadı santrale gider kayınvalidesine telefon eder. “Anne ben oğlun Ahmet, beni merak etme. Ben rahatım.” deyince anne ağlamaya başlar. Damadı “Şimdi beni de ağlatacaksın.” deyip telefonu kapatır. Bir müddet sonra oğlundan telefon gelir. Anne yine “Oğlum nerelerdesin? Daha önce bizi aramıştın. Ondan sonra aramadın.” Der. Oğlu, “Yok anne ben sizi ilk defa aradım.” der. Anne şaşırır. Birkaç gün sonra damadı eve gelir. “Damadına dün Ahmet aradı, konuştuk.Daha önce arayan başkasıymış.” deyince damadı “seni arayan ben idim. Hep ağlıyordun. Senin ağlamana dayanamadım. Ahmet’in adına ben aradım.” der.
            -------------------
            TEF SANMIŞ:
            Gıco ile Kibar Hasan bir gün komşularından birini ziyarete giderler. Oturup sohbet muhabbet derken yemek saati gelir. Evin hanımı bir kaç yumurta pişirir. Bir tepside kavurma ile sofraya getirir. Köyde elektrik yok, ev karanlıktır. Gıco yumurtayı, Kibar kavurmayı yer. Yemekten sonra kalkıp giderler. Yumurtayı yiyen Gıco. “Ben yumurtayı yedim, sende çürük tefi yedin.” deyince
          Kibar Hasan “Vay ahmak vay! Sen öyle san benim yediğim kavurmaydı.” der. Gıco “Yapma ya ben onu tef sanmıştım” der.
            ------------------------
            TUZ ATTIĞI GİBİ:
            Zamanında Oruçpınar’ı köyünde yaşayan mukallit bir insan olan İnce lakaplı biri vardı. Çevre köylerde yapılan düğünlere davet edilir. Bir gün Çağlayancerit’te bir düğüne gelir. Düğünde gereken oyunları oynar.Halk’ı güldürür coşturur. Akşam olduğunda bir tanıdığın evine misafir olur. Evin hanımı pilav pişirmek için ocağa bir tava su koyar. Pilavın tuzunu atar, dışarı çıkar. Biraz sonra gelin gelir. Bir avuç tuz da o atar. Bir birlerin tembih etmiş gibi iki dakika sonra kız gelir bir avuç tuz da o atar.
       Bunları gören İnce “Bugün nasıl olsa aç kaldık.” deyip getirir bir avuç tuz da kendi atar. Hanım gelir, kaynayan suya iki tepsi bulgur koyar. Pilav pişer, ocaktan indirir.Hanım pilavı yağlar, sofraya getirir.Bir lokma alan diğerinin gözüne bakar.İnce pilava hiç uzanmaz. Hanım İnce’ye “Sen niye yemiyorsun?” der. İnce “Benim karnım tok.” der. Anlaşılır ki pilav tuzundan yenmiyor. Hanım “Bu neyin nesi ben pilava bu kadar tuz atmadım.” deyince ince duramaz “bir avuç tuz sen attın, bir avuç gelin attı, bir avuç kızın, bir avuçta ben attım.” der.
          -----------------------
          TIKILATTIRRIM:
           Kışın avaralık günlerinde insanlar kahvehaneye pişti oynamaya giderler. Biz de dört arkadaş pişti oynamak için gittik. İskambil kâğıtlarını karıştıran arkadaşım bana “Kâğıdı kes.” dedi. Ben de muziplik olsun diye kesmedim. Masayı tıklattım. Arkadaşımın bir “şimdi sana tıkılattırrım yavaş.” dedi.
            Yine muziplik olsun diye “ben senin arkadaşınım. Git başkasına tıklattır.” dedim. “Arkadaş ben öyle dememiştim. Doğru sözümü tersine çektin. Senin alacağın olsun” dedi. Bu sözü duyan kahvehane halkı kahkaha atarak güldüler.
         -----------------------------------------------     
         UĞURLU UĞURSUZ BAŞKAN:
         Çağlayancerit 1986 yılında kasaba oldu. İlk belediye başkanlığını (Hasan Kekil) kazandı. O sene durmadan depremler oldu. İkinci dönem Nazım Engizek kazandı. O sene yıl kuraklık gitti. Baba Hasan Kekil fanatiği, oğlu Nazım Engizek fanatiği. Kendi aralarında başkanlar hakkında uğurlu başkan uğursuz başkan eleştirisi yaparlar. Baba “Nazım’ın rızkı dar, başkanlığı kazandı, sene kuraklık gitti.” Oğlu “Baba Hasan Kekil kazandı, köyde depremler oldu. Evimizde yatamıyorduk.” Deyince babası “Oğlum deprem Allah’ın işi.” Oğlu, “Baba Nazım’ın gününde yıl kuraklık gitmişti o kimin işiydi?” der. Baba, ”Sen oraları karıştırma.” der.
         ------------------
         YORULMUŞ:
         Sokakta bir cip harıl harıl çalışırken, yaşlı bir teyze bahçeden ineğine ot getirir. O sokağa geldiğinde park etmiş bir cipe rastlar. Cipin sağına soluna bakar.“Vah vah bu hayvanı yormuşlar. Açlıktan hır hır ediyor.” deyip elindeki otu cipin önüne Koyar. Biraz bekler. Cip otu yemez. “Ye hayvan ye burnundan soluma ye.” der. Orada bulunanlar “Teyze o ot yemez katır değil cip cip!” derler. “Her neyse işte yorulmuş yazık yazık!” der. Saf ve temiz bu teyzenin Hıltlar sülalesinden olduğu söylenir.
          ------------------------------------
         YANNIKLIK İÇİN GELDİM:
         Mahallede kulağı hiç duymayan yaşlı bir teyze varmış. Tanıdığı birinin evine gider. Ev sahibi yaşlı teyzeye “Hoş geldiniz?” der. Teyze “Yannıklık için geldim.” der. Adam galiba duymadı deyip tekrar hoş geldin der. Teyze “iki keçi bir de koyunum var.” Der. Adam teyzeye, “Ben ne diyorum sen ne diyorsun?” deyince “Oğlum yoğurdum ekşiyor yannık için geldim.” der. Adam “Teyzenin işi gücü yannık. Kulağı da hiç duymuyor.” deyip yakın komşusundan bir yannık satın alır, teyzeye verir. Teyze; “Oğlum Allah senden razı olsun.” Der. Ve sevinerek evine gider. Kaynak Kişi Memiş Ahmet.
---------------------------------
Devamı Bölüm 11’de

Hiç yorum yok: