KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Mustafa Yiğit Zeynep Kekil (Besi) Eşefatma Resim Fatık Kuzu Fatih Güngör (şehit) Cafar Ali Vırıt (helete) Meryem İğde Elif Keklicek Süleyman Demir Seda Güney Usta Ali Onaran Ahmet Götürmen Elif Çolak Hasan Kekil Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman Zeynep Tekerek Durdu Kuru Yusuf Güler Sinan Aksu Nihal Dere Ahmet Çetinkaya Zeynep Sağlam Koko Süleyman Bozali Eşefatma Demirci Fatma Ayşe Berk Hacı Cuma Çolak Köto Mehmet Kırıcı Vırıt Veli Onaran Azıkçı Süleyman Mehmet Devecioğlu Hatice Dönmez Zeynep Yiğit Mustafa Tekel Elif Damar İbrahim Çolak Şerf Mehmet Unç Ahmet Öksüz (müdür) Ayşe Güneş Elif Çetinkaya Cennet Yaman Ahmet Uzun Ormancı Ali Hilal Berker Babaco Süleyman Memiş Ahmet Kalaycı Mustafa Hatice KARDEŞ Çavış Mehmet EşeFatma Avcı Keçeli Ramazan Hasan Filiz Hatice Filiz Mehmet Kınalı Ayak Hasan Demir Doruk Veli Tekin Yakup Elmas Ahmet Aydemir Cennet Çakıl Fadime Yıldızlı Faruk Tükel Yusuf Engizek Mustafa Engizek Eyyup TEKEL Fatma Kaval Tatar Durmuş Ahmet Karasu Zeynep Ibrık Nurhaklı Mehmet Mehmet Gökburun Ali Kelleci Ayşe İĞDE Kekeç Mustafa Kasap Ahmet Zorkun Reşit DODAK Gazi Veli Yıldızlı Elif ÇAKIL Veli Onaran İbik Mehmet KARAÇAVIŞ Zeynep BADDAL Osman BADDAL GÜLBEN Aydemir Nalbant Mehmet Kader Arkadaşları Mehmet Ataş (eco) Saltoğlu Kasım Altun Rabia KÜÇÜK Ramazan Onaran Samo Gadder Altın Ali Kuzu (paşa Ali) Hatice ÇELİK Nadir Kurt Fatma Kurt Mehmet Kurt Ahmet Kurt Hacce Kurt Yusuf Kurt EşeFatma Kurt Hatice Kurt Hüsne Kurt Elif Temizyürek Karaca Musa Çetinkaya İbrahim ERDEM Süleyman ERSUS Haccalı Mehmet Dolgun Eşe Dolgun Mehmet KÖKÜ (topçu) Şerif DİNLER İbrahim DİLİK Mehmet KÖKER (memur) Mercen ÇAKIL Havva ALTUN Ayşe KAVAL Ayşe ÖZBEK Salman ÇELEBİ İbiş KEKLİCEK Mehemet ÖZBEK Musa SÜRMEN Mehmet KÜTÜK Ramazan KIZILKAYA Erdem ÖCAL Durmuş İĞDE Hatice BERKER Zeynep ÇİRKİN Hasan KIZILKAYA Ali IBRIK (Kasım Ali) Yusuf Doğanpınar İsmail ÇAKIL (Apıl Mehmet) Kazım Kırıcı DORUK HÜSEYİN Demirci Mehmet Tohol İbrahim Hafız Doğanpınar Bahar Yiğit Gizir Ali Rende Sakallı Ali ÜNAL RECEP HASAN Vakkas Kozak Fatık Kozak Eşe Fatma ÜSTÜN Elif ARAS Mehmet KÜÇÜK Hüsne KEKİL Mehmet Güler Halil GÜLER Mehmet GÜLER Meryem GÜLER Veli GÜLER Ahmet GÜLER Mustafa GÜLER Memiş GÜLER Ahmet GÜLER Veli GÜLER İbiş GÜLER (Paşa) Ali GÜLER Elif GÜLER Ayşe GÜLER Babaco İbrahim Yiğit Entari Süleyman İbrahim KEKİL Ali ELMAS Mehmet DAMAR Elif AYDEMİR Ayşe AYDEMİR Ahmet BABUCCU (hocoğlu) Şerif YALÇIN Hatice ENGİZEK Mustafa DEMİRCİ Veli SİVRİ Hatun RESİM Mehmet DEVE Duran DEVE Necati KEKİL Kara Mehmet Ali Fatma DEVE Elif NURHAK Adem KEKEÇ Cennet Altun Ali KOCA (mamıkır) Fatma SAKALLI Ahmet Altın (Mardan) Veli ŞAHAN Ayşe BERK (ebili) Cennet Altun (Çavış Cennet Vırıt Yusuf Elif YURDAGÜL Eşe KEKLİCEK Fadime BULUR Mehmet İĞDE Ahmet Kızılseki (EgiliAhmet) Halil ONARAN Ali Kekeç (şeytan Ali) Hacı GÖK (Aloca Hacı) Serkan TUNÇ Zekeriye Doğanpınar Elif BİLGÖZ Fadime YALÇIN Halil ÇAKIL (Dana Halil) Güley YEL Teslime ÇAĞRICI Pürçüklü Ahmet Hayrullah Engizek ŞEHİT Cafar Ali SÜRMEN Elif YURTAL Murat GÜNEŞ Arif Ali Yavuz Gülatın KÜTÜK Keçeli Ahmet Kara Mehmet ÖKSÜZ Tekere Yusuf Baysoy İbrahim RESİM Mustafa RESİM Hacı Mehmet YILÖNÜ Karto Ali Çakıl Babaco Mehmet Emiş ŞAHAN Mehmet KIRICI Hacı Ali ÇOLAK 2 Yaşlı DEDE Pendir M. Yalçın Hacı Yusuf Yalçın Mehmet Yalçın Mehmet Yalçın (çürük)

31 May 2018

Vali Mehmet Yazdı

         VALİ MEHMET’İN GÖZÜNDE ÂŞIK ALİ
          ---------------------------------------------------------
       Ali Ataş takvimler 11 Temmuz 1946 Perşembe’sini gösterirken Türkiye’nin ve Kahramanmaraş’ın en büyük köyü olan Çağlayancerit’te annesi ekin tarlasında ekin biçerken dünyaya getirir. Her nedense Nüfusa 8 Şubat 1948 doğumlu olarak tescil edilir. Ali yoksullukların beraberinde getirdiği perişanlıkla geçen çocukluk yıllarını çok iyi hatırladığını söyler.
      -----------------------
       İlkokula başlar:
      O yıllarda köyde resmi okul olmadığı için, okul binası olarak kullanılan çamur ve taş duvardan yapılı üzeri mertek ve çapkılarla toprak örtülü ahşap bir evde ilkokula başlar. Ali’nin kalitesiz bir silgisi,  bir kalemi ve bir de defteri vardır. Deftere bir gün önceki yazdığı dersleri siler defterin aynı sayfasına ikinci günkü derslerini yazar. Bir defter bir kalemle o yıl okulu bitirir. Köyünde elektrik yok,  ders görecek ayrı bir odası yok. Ali gaz lambası ve çıra ışığında ders çalışır. İlkokul ile birlikte boş zamanlarında köyün Keziban Hatun Camii fahri imamından dini dersler alır. 
       ---------------------------
        Öğrencilik Yılları:
        Ali gazete ve kitap okumayı çok sever. Fakat köyde okuyacak ne gazete ne kitap bulabilir. Ağabeyli karakolundan köye gelen askerler köy muhtarına karagöz isimli gazete getirirler. Köyün o günkü Muhtarı Salman Engizek okuduğu gazeteleri Ali’ye verir. Ali gecenin karanlıklarında çam ve çıra ışığında gazete okur. Gazeteleri atmaz ikinci defa okumak için saklar. O tarihlerde köye katırlarıyla kitap satan Darendeliler gelir.  Ali’nin kitap alacak parası yok. Sergide kitapların kapak yazılarını okuduğunu söyler. Ali’nin okumaya meraklı olduğunu bilen Salman K. isimli yaşlı adam Ali’ye “bana baba de sana istediğin kitapları alırım” der. Ali tereddüt etmeden yaşlı adama baba der. Ali’nin istediği dört tane kitabı alır. Sevinerek eve gelir. Babası evdedir, “kitapları nerden aldığını sorar.” Salman amcaya baba dedim o aldı deyince babası sinirlenir. Kitapları elinden alır yırtıp ateşe atar yakar. Yaktığı gibi Ali’yi iyi bir döver.
       -------------------------------------------------------
        Dayısında kitap olduğunu biliyordu:
       Ali Hacı dayısına gider. Dayısından Karacaoğlan, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin ve Şah İsmail’in kitaplarını alır. Dayısıyla beraber eve gelir. Babası yine evde, Ali’nin elinde kitapları görünce asık suratla  “bu defa kime baba dediniz de o kitapları aldınız der.”  Dayısı, “kimseye baba demedi kitapları ben verdim okusun sonra alırım” der.” Dayısının verdiği kitapları gece gündüz demeden baştan sona okur.
       O yıllarda şair Abdurrahim Karakoç’un Hasan’a Mektuplar isimli bir kitabı eline geçer. Kitap sanki Çağlayancerit’i ve Cerit’liyi anlatıyordu. Karakoç o kitabı sayesinde Ali’nin ilham kaynağı olur. Köyde telefon yok.1980/1983 yıllarında Abdurrahim Karakoç ile mektuplaşır. Bir müddet yazışırlar. Mektupla şiirli atışmalar yaparlar. 1984 yılında köye telefon gelir bir kaç defa telefon da görüşürler. Karakoç’u şahsen tanımasam da çok iyi bir şair olduğunu biliyordum der. Büyük üstat Abdurrahim Karakoç 7 6 2012 tarihinde vefat eder. Ölüm haberini alan Ali gözyaşlarına boğulur. Üstadına ağıt türü şiir yazar yazdığı şiirin bir kıtası şöyle.
                      -------------------------------
                  Televizyonlarda alt yazı geçti,
                  Haber yaramızı derinden deşti,
                  Yazdığınız şiir’ler tarihe geçti,
                  Ölümün bizleri üzdü Karakoç.
                      --------------------------------
      Şiirin devamı (anlatamadım) 2.şiir kitabının 135.
Sayfasındadır.
       -------------------------------
        Şiir yazmaya başlar:
       İlkokul, yıllarında şiir yazmaya başlar. Yazdığı şiirler genelde,   Ağıt, Aşk, Beddua, Destan, Kınama, Sevda, Taşlama, Öğüt, Övgü türüdür. Şiirlerinde genelde Çağlayanceritlinin ve beraber yaşadığı toplumun Dertlerini anlatır. Şiirleri köyde birçok genç ve yaşlılar tarafından ezberlenerek zevkle okunur. Annelerin çocuklarını ninni çalarak büyüttüğü gibi Çağlayanceritlide Ali’nin şiirlerini okuyarak dinleyerek büyür. Ali yazdığı yüzlerce şiirlerinde tek kelime de olsa bölücülükten söz etmez. Şiirlerinin ve yazdığı yüzlerce makalelerinin hiç birinde yabancı kelime kullanmamıştır. Mümkün olduğu kadar Türkçe kelimeler kullanmaya dikkat etmiştir. Genelde beraber yaşadığı toplumun kullandığı şiveyi kullanır. (1959/1967) yılları arasında yazdığı şiirlerini bir defterde toplar. Ne yazık ki şiir defterini bir Yolculuk sırasında kaybeder. Bu hüznünü her zaman anlatır ve ben şahsen  birkaç kere şahit olmuşumdur. Ali yinede yılmadan usanmadan şiir yazmaya devam eder.
       -------------------------------------------
       Oyuncaklarını kendisi yapar:
      Ali şimdiki çocuklar kadar şanslı olmadığını söyler. Oynayacak oyuncağı olmazdı. Oyuncaklarını tahtadan, Tenekeden, Kartondan kendisi  yapar. Fakat babası oyuncaklarla oynamasına izin vermez, oyuncaklarını kırar. Babam evlatlarına karşı çok sert ve baskıcıydı diye herkese dert yanar. 
      ---------------------------------
      Tenekeden Saz Yapar:  
     Ali’nin babası marangoz ve ayrıca duvar yapı ustasıdır. Ali malzeme ve alet sıkıntısı çekmez. Babasından habersiz ilk sazını bir teneke kutusuna kol takıp yüzeyine bir tahta yapıştırarak saz haline getirir. Burgularını yapar perdelerini bağlar tellerini takar. İki hafta gibi bir sürede saz çalmayı öğrenir. Babası ile beraber tarlada bağda bahçede çalışır. Babası Ali’ye ara sıra harçlık verir. Harçlıkları biriktirerek kendine bir saz alır. Çalmaya devam eder. Ali’nin saz çaldığını duyan gören köyün bazı insanları Babasına saz çalmanın günah olduğunu öldüğünde cehennemde yanacağını söylerler.
         Bu sözlere inanan baba Ali’nin saz çalmasına izin vermez. Babasından korkarak bir müddet sazını komşularda saklar. Ali yinede gizli, gizli saz çalmaya devam eder. Bir gün sazını komşudan alıp eve getirir. Babası yine evdedir sessizce sazı elinden alır duvara vurur kırar. Sazının kırılmasına dayanamayan Ali’nin dünyası başına yıkılır.
       -------------------------------------------------
       O gece köyünden evinden kaçar:
      O günlerde köyün yolu ve arabası yok.
Kahramanmaraş’a gitmek için yakalanırım korkusuyla yola gitmez. Çağlayancerit- Bozlar-Pazarcık istikametine doğru tepeden tepeye on altı saat aç susuz yaya yürür. Bazı yerlerde kısığın azgın ve soğuk sularını geçerek Köye otuz kilometre mesafede olan Malatya kara yoluna varır. Bir yük kamyonuna biner şoföre abi yol param yok beni bedava götürürmüsün? Deyince şoför Aliyi kamyonun kasasına alır gecenin karanlığında Maraş’a indirir. Maraş’ta kimseyi tanımaz. Karnı aç cebinde ekmek parası yok. Birilerine sorar buralarda yatacak yer var mı? Der. Tarif edilen yer saray altı mahallesi. Ali tarif edilen yere gider gittiğinde bir hancı ile karşılaşır.
       Ali’nin cebinde ne ekmek parası nede yatacak han parası vardır. Hancıya derdini anlatır. Hancı Ali’ye bir haftalığına 60 kuruş ödünç verir. Ali parayı alır önce bir ekmek 2 domates alır karnını doyurur. Günlüğü on kuruşa bir müddet bu handa yatar kalkar. Ali boş gezmeyi sevmez. İnşaatlarda çalışır, hamallık yapar. Ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık ve gazete satar. Yazdığı şiirlerini Matbualarda çoğaltarak çarşıda, Mahallede satar. Böylece ekmek parasını han parasını kazanır. İlk işi hancıya olan borcunu öder.
          Ali olurda sazsız olur mu? Biriktirdiği üç beş kuruş İle yine bir saz alır. Sazı omzunda şehir,  şehir gezerek şiir satar. Ali o yıllarda iyi bir atışmacı ve taşlamacıdır. Karşılaştığı âşıklarla şairlerle gözünü kırpmadan Atışmalar yapar. Halk Ali’ye Âşık Mahlasını layık görür. Bundan sonra Halk arasında Âşık Ali olarak tanınır.
      ------------------------------
      Bakın kiminle atışır:
     Yıl 1967 Maraş’ta şiir satarken Temmuz’un sıcağında omzunda teyp sırtında Maraş abası başı keçeli kara şalvarlı kıl çoraplı ham çarıklı birini görür. Usulca yanına sokulur. İrticalen adama sormaya başlar. Adam kalın sesi ve hoş tavrıyla anında Ali’ye cevap verir. Ali şaşırır. Atışma bir müddet devam eder. Atışma sonunda Şairin Abdulvahap Kocaman olduğunu öğrenir. Elini öper Şairden özür diler. Önceleri adınızı duyardım çok ünlü bir şair olduğunuzu söylerlerdi,  fakat sizi şahsen tanımazdım der. Ve böylece tanışmış olurlar. Teybe kendi sesiyle okuduğu şiirlerinin kasetlerini satan Abdulvahap Kocaman bir kasetini hediye eder. Ali şairin hediye ettiği şiir kasetini gözü gibi koruduğunu söyler. Abdulvahap Kocaman ile yaptığı atışmada bir
Dörtlüğünde şöyle der.
                  ----------------------------------------
                 Kimsin nerden geldin sen nerelisin?
                 Sorduğum soruya cevap ver emmi.
                 Sıkıntın ne neden böyle terlersin?
                 Sorduğum soruya cevap ver emmi. Der,
                  --------------------------------------------
      Devamı 5.Şiir kitabı (Düşünüyorum) ‘un Kırk sekizinci Sayfasındadır. Büyük Şair 14 Ağustos 2005 tarihinde vefat eder. Telefon ile ailesini arar aileye baş sağlığı diler. Merhuma Allah’tan rahmet diler.
      --------------------------
     Ali Köyüne Döner:
    Âşık Türkiye’nin birçok ilini ilçesini gezer. 1968 Yılında tekrar Maraş’a gelir. Annesi Maraş’a gelip giden köylülerle evine dönsün diye haber salar. Ali annesini kıramaz geçmişte babasına olan dargınlıklarını, kırgınlıklarını bir kenara bırakarak köyüne döner.
         Eğer babam sazımı kırmasaydı köyümden ayrılıp
Gurbete gitmezdim. Hayatın zorluklarını çilelerini yaşamasını bilemezdim. Belki de şiir bile yazamazdım der. Sözlerine şöyle devam eder. “Maalesef babama olan evlatlık borcumu ödeyemediğimi, Geçmişteki hatalarımı ancak kendimde baba olunca anladım der.” Çocukluğunun üzerinden bunca yıllar geçmesine rağmen babasından gördüğü o günkü baskılar bu gün bile rüyalarına girer. Çektiğim cefa ve sıkıntılara rağmen bu gün her şeyimi babama borçluyum der.
          ------------------------------------
          Acılarım Adamı Âşık Ali:
        13.Eylül 1986 yılında kendisinden 1 yaş küçük olan kardeşi Mehmet’i bir trafik kazasında kaybeder. Âşık Ali olurda ölen kardeşine şiir yazmaz mı? Şiirin ilk kıtası şöyle   
                    ------------------------------
                   Vay be seksen altı yılı,
                   Kara geldin başımıza.
                   On üç Eylül Cumartesi,
                   Zehir kattın aşımıza.
                   ------------------------------
       Devamı (İnanmadılar) isimli 3. şiir kitabının 205. sayfasındadır.13.09.1986 Tarihinde kardeşi Mehmet Ataş’ı kaybeder. 18.08.1988 Tarihinde yeğeni Yaşar Onaran’ı kaybeder, 05.05.1989 Tarihinde yeğeni Mustafa Ataş’ı kaybeder. 21.01.2010 Tarihinde ablası Fadime’yi kaybeder.  11.07.2014 Tarihinde torunu Erdem’i kaybeder. 09.08.2015 Tarihinde yeğeni Mehmet Ataş’ı kaybeder. 25.01.1996 Tarihinde Annesini kaybeder.14.01.1998 Tarihinde babasını kaybeder. Bizlerde tüm ölmüşlerimize rahmet diliyoruz.
      -----------------------------------
      Evlenir ve askere gider:
     Yıl 1967 o zamanlar nüfus cüzdanları defter şeklindedir. Soyadının kaba olduğunu düşünerek  (ATAŞ) (A) harfini siler yerine (E) harfini yazar. Fakat bunun suç olduğunu bilmez. 1968 yılında Ali Ateş olarak askere gider. Acemi birliği Sivas temel tepedir. Burada Yılmaz Güney ile tanışır. 2 ay sonra Tokat’a gider. İhtisas eğitimini Tokat’ta tamamlar. Tokat’ta Muhlis Akarsu ile tanışır. İki ay sonra dağıtımları çıkar. Kura çekerler Ali Gaziantep topçu taburuna, Muhlis Akarsu Erzurum Pasinler’e gidecektir. Gaziantep’in Maraş’a yakınlığı nedeniyle komutan yerlerini değiştirir. Ali Erzurum Pasinler’e gider. 6 ay sonra bölüğünde onbaşı olmak ister. İmtihana girer onbaşılığı kazanır. Bölük komutanının postası olarak askerliğine devam eder.
        Askerliğin bitmesine dört ay kala tüm alay Kars’ın Sarıkamış ilçesine taşınır. Kışla binaları inşaat halinde olduğu için askerler 4 ay çadırlarda kalır. Askerde yazdığı şiirleri, bulunduğu il ve ilçelerin mahalli gazetelerinde yayınlanır. O günkü gazete ve dergileri hala sakladığını söyler. Ali 24 ay askerlik yapar. Sarıkamış’tan teskere alır. Memleket’ine döner.
        -------------------------------------
        Askerlik dönüşü işsizdir:
      İki yıl Çukurova’da çapa vurur pamuk toplar. Irgatçılığın zor olduğunu düşünerek kendisine bir sanat edinmeye karar verir. Elektronik kitaplar ve dergiler alıp okuyarak kısa zamanda A dan Z ye radyo tamirciliğini öğrenir. Köyde elektrik yok radyonun lehim işlerini gaz ocağında demir ısıtarak yapar. Kısa zamanda radyonun iç aletlerini ve dış kabinine varıncaya kadar yenilerini imal eder.      Ali İlkokul mezunu olmasına rağmen çok zeki ve bilgilidir. Elektronik şemalardan yararlanarak Radyo vericisi yapar. Vericiyi 12 adet büyük pil ile çalıştırır. 20 klometre mesafelere günde 2 saat müzik yayını yapar. Cerit halkına ve çevresine kendi türkülerinin yanı sıra çeşitli sanatçıların türkülerini dinletir. Radyoda isteklere de yer verir. 2000 yılında kendini bilmez bir ispiyoncu tarafından şikâyet edilir. İki yıl mahkemelerde yargılanır. Ali’nin yaptığı kanunsuz bir iştir. Bilmeden yaptığını söylese de on beş ay hapislik (1350) lira para cezasına
       Çarptırılır. Ali’nin sicilinin olmaması beş yıl suç işlememek şartıyla hâkim cezasını erteler. 1984 yılında köye elektrik gelir. Yine elektronik dergi ve kitaplar okuyarak televizyon tamirciliğini de öğrenir. Radyo ve televizyon tamirciliği ile evinin geçimini sağlar. Radyoculuğun yanı sıra fotoğrafçılık ve el işçiliği, elektrik tesisatçılığı, su tesisatçılığı, Sıvacılık yapar Şair’imizin 35 yıllık iş hayatı vardır. Ustalığı ile Köyünde ve çevre köylerde ün yapan bir esnaftır, radyocudur, şairdir Fotoğrafçıdır. Ve daha birçok mahareti olan bir şahsiyettir.  Her ne iş yaptıysa en iyisini yapmıştır. Her konuda yaptığı işlerde Halk’ın takdirini güvenini beğenisini kazanmıştır.         
       ------------------------
       Emekliliği gelir:
      Bağ-Kur’daki görevli memur askerlik şubesinden belge ister. Askerlik şubesine gider askere nüfus cüzdanın verir Bağ-Kur için belge istese de asker vermez. Ali’nin 1967 yılında yaptığı büyük hata (37) yıl sonra karşısına çıkar. Asker ile tartışırken komutan askeri ve Ali’yi yanına çağırır mesele anlatılır. Komutan şubede kayıt yapan askerlere kızar. Komutanım o askerlerin kabahati değil benim kabahatim der. Zamanında soyadım kaba diye nüfus cüzdanımdan A harfini silip soyadımı (Ateş) yaptım deyince komutan bunu nasıl yaptınız bu işin suç olduğunu bilmediniz mi? der. Bilmedim komutanım der. “Nüfus müdürlüğüne git vukuatlı nüfus kayıt örneği getir” der. Nüfustan aldığı evrakı şubeye verir şubeden aldığı belge ile 2004 yılının Şubat ayında Bağ-Kur’dan emekli olur.    
      ----------------------------
      Yakın Komşuyduk:
     Âşık Ali benden büyük olmasına rağmen hep beraber büyüdük. Aynı mahallede beraber yaşadık ve
Babalarımızın evleri yan yanaydı,  komşuyduk. Küçük yaştan beri hayat hikâyesini anlatacak olsam kesinlikle bu kitabında yazacağı şiirlere yer kalmayacaktır.
        Ali mesleği ile ilgi bir eğitim almadan teknolojinin getirdiği tüm yenilikleri kendi kendine öğrenerek her konuda kendini yetiştirmiş bir şahsiyettir. Bizim için günümüzde yetişmiş bir Karacaoğlan, Bir Dadaloğlu, bir Âşık Veysel’dir.  Aşık Ali bir şairdir, yazardır, radyo-televizyon tamircisidir, yeri gelir işçidir çiftçidir,  Elektrik ustasıdır, su tesisatçısıdır, kısacası her konuda bilgisi olan kendini yetiştirmiş toplumun her kesimine kendini kabul ettirmiş duayen bir insandır.
         Bilhassa benim kuşak Âşık Ali’nin şiirleri ve türküleri ile büyüdük. Birçok şiiri ve türküsü gençler tarafından ezberlenmiş her Çağlayancerit ’linin dilinde her zaman söylenmektedir. Hatta halk arasında bazı sohbetlerde Âşık Ali’nin dediği gibi şeklinde örneklerde vererek konuşmaları taçlandırırlar.
          Âşık Ali’ye merhaba diyerek bir hal hatır sor hemen üzerinize bir şiir kondurur. Bir şiir kondurur.  Evlerimiz birbirine yakın olduğundan bizim eve kendi evlerinden kablo çekerek bir hoparlör kurmuştu, bu sistemi o tarihlerde (1963 yılında) kendisi icat etmişti.  Kendi evlerinde türkü söylerdi bizde tüm ailece babamın evinde söylediği türküleri çaldığı plakları dinlerdik. Hatta ben koşar evine giderdim Ali abi ne olursun “eledim, eledim höllük eledin” türküsünü merhum Âşık Mahsuni Şerifin “bu tarla susuz tarla, de ha Mehmet emmi” türküsünü söyle diye ricada bulunurdum.
       Ali eskilerin deyimiyle feleğin çemberinden geçmiş hayatın her türlü zorluklarını yaşamış, ama eğilmeden bükülmeden kendini ezdirmeden muhannete muhtaç olmamak için çalışıp tüm zorlukları aşarak bu günlere gelmiş bir büyüğümüzdür. Teknolojinin getirdiği tüm yenilikleri Çağlayancerit ’de ilk defa kullanmıştır. Mesela bilgisayar yokken Commadore 64 diye bir bilgisayarla uğraştığını çok iyi biliyorum. Onunla oyunlar oynar oyunlar yazardı. Daha sonra bilgisayar alarak İşlerini devam ettirmiştir. İlçemizde ilk web sitesini kurmuş ve ilçemizi dünyaya tanıtmıştır. Ben Çağlayancerit’te yaşamama rağmen
       Çağlayancerit’te olan biten haberleri kurduğu web sitesi sayesinden öğreniyorum. Bu insan Çağlayancerit’in dünyaya açılan bir penceresidir. Yeri doldurulamayan bir şairdir bir ozan bir yazardır. Geçmişten günümüze kadar dilden dile söylenen unutulmaya yüz tutmuş örf ve adetlerimizin birçoğunu kaleme alarak yazılı belge haline getirerek yaşatılmasına vesile olmuştur. Âşık Ali Şiir ve makaleler yazmaya devam etmektedir. Ve gelecek nesillerden de kültürümüze örf ve adetlerimize sahip çıkarak eserlerinin daim olarak yaşatılmasını ve ilçemiz adına yapmış olduğu emeklerinden dolayı kendisine Teşekkür ediyorum.
        -----------------------------------------------------    
         Sırasıyla 4.Tane web sayfası vardır:
1. http://www.atasali.com/ Genel kültür Şiir Makale
2. http://atasali.blogspot.com.tr/  Genel kültür resim
3. http://cerithaber.blogspot.com.tr/  Genel kültür resim
                    ----------------------------------
Bütün verilerinin yüklü olduğu web sayfalarından
Çağlayancerit’i dünyaya tanıtır. Binlerce şiirlerini
Makalelerini Cerit resimlerini web sayfalarından yayınlar. 2011 yılından İtibaren şiirlerini ve makalelerini Kitaplaştırmaya başlar.  Toplam 7 şiir kitabı vardır. Ayrıca Çağlayancerit ile ilgili genel kültüre dayalı 8. kitabı. Baskıya hazır olduğunu ileriki yıllarda çıkacağını söylemektedir.
                       ------------------------------------
        1967/2018 yılları arasında yazdığım tüm şiirlerimi kitaplaştırdım. Bu konuda çok mutluyum. Yayınlanan kitaplarımın listesi şöyle:
1. (Çağlayancerit) isimli şiir kitabı Ekim 2011 yılında (144) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
2. (Anlatamadım) isimli şiir kitabı Ekim 2012 yılında (144) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
3. (İnanmadılar) isimli şiir kitabı Mayıs 2014 yılında (208) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
4. (Dinlemediler) isimli şiir kitabı Aralık 2015 yılında (224) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
5. (Düşünüyorum) isimli şiir kitabı Aralık 2016 yılında (224) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
6. (Umudu Kestim) isimli şiir kitabı Ekim 2017 yılında (224) sayfa olarak Ukde yayınlarından çıktı.
7. (Küstüm Ben) İsimli Şiir kitabı Ekim 2018 yılında çıkacaktır. Bundan sonra şiir yazacak mısınız? Soruma sağlığım el verdiği müddetçe yazacağım cevabını verdi.
8. (Çağlayancerit ve Yaşanmış Gerçekler) isimli genel kültüre dayalı bu kitabının basıma hazır olduğu. Allah nasip ettiyse önümüzdeki 2019 yılı içinde (253) sayfa olarak yayımlanacaktır. Âşık Ali 5 çocuk babası, 16 torun sahibi (torunundan 1 torun sahibi.) Şair’imiz İlçede ikamet eder. Şiir ve makaleler yazmaya devam etmektedir. İlçemizin medarı iftiharı olan bu büyüğümüze daha nice kitaplar yazmasını ve uzun ömürler diliyorum.
                                 --------------------------------------------
                                 Çağlayancerit İlçe Nüfus Müdürü
                                             Vali Mehmet KEKİL.

Hiç yorum yok: