KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Şerif Karabıyık Kıdılı Mehmet Mustafa Yiğit Zeynep Kekil (Besi) Eşefatma Resim Fatık Kuzu Fatih Güngör (şehit) Cafar Ali Vırıt (helete) Meryem İğde Elif Keklicek Süleyman Demir Seda Güney Usta Ali Onaran Ahmet Götürmen Elif Çolak Hasan Kekil Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman Zeynep Tekerek Durdu Kuru Yusuf Güler Sinan Aksu Nihal Dere Ahmet Çetinkaya Zeynep Sağlam Koko Süleyman Bozali Eşefatma Demirci Fatma Ayşe Berk Hacı Cuma Çolak Köto Mehmet Kırıcı Vırıt Veli Onaran Azıkçı Süleyman Mehmet Devecioğlu Hatice Dönmez Zeynep Yiğit Mustafa Tekel Elif Damar İbrahim Çolak Şerf Mehmet Unç Ahmet Öksüz (müdür) Ayşe Güneş Elif Çetinkaya Cennet Yaman Ahmet Uzun Ormancı Ali Hilal Berker Babaco Süleyman Memiş Ahmet Kalaycı Mustafa Hatice KARDEŞ Çavış Mehmet EşeFatma Avcı Keçeli Ramazan Hasan Filiz Hatice Filiz Mehmet Kınalı Ayak Hasan Demir Doruk Veli Tekin Yakup Elmas Ahmet Aydemir Cennet Çakıl Fadime Yıldızlı Faruk Tükel Yusuf Engizek Mustafa Engizek Eyyup TEKEL Fatma Kaval Tatar Durmuş Ahmet Karasu Zeynep Ibrık Nurhaklı Mehmet Mehmet Gökburun Ali Kelleci Ayşe İĞDE Kekeç Mustafa Kasap Ahmet Zorkun Reşit DODAK Gazi Veli Yıldızlı Elif ÇAKIL Veli Onaran İbik Mehmet KARAÇAVIŞ Zeynep BADDAL Osman BADDAL GÜLBEN Aydemir Nalbant Mehmet Kader Arkadaşları Mehmet Ataş (eco) Saltoğlu Kasım Altun Rabia KÜÇÜK Ramazan Onaran Samo Gadder Altın Ali Kuzu (paşa Ali) Hatice ÇELİK Nadir Kurt Fatma Kurt Mehmet Kurt Ahmet Kurt Hacce Kurt Yusuf Kurt EşeFatma Kurt Hatice Kurt Hüsne Kurt Elif Temizyürek Karaca Musa Çetinkaya İbrahim ERDEM Süleyman ERSUS Haccalı Mehmet Dolgun Eşe Dolgun Mehmet KÖKÜ (topçu) Şerif DİNLER İbrahim DİLİK Mehmet KÖKER (memur) Mercen ÇAKIL Havva ALTUN Ayşe KAVAL Ayşe ÖZBEK Salman ÇELEBİ İbiş KEKLİCEK Mehemet ÖZBEK Musa SÜRMEN Mehmet KÜTÜK Ramazan KIZILKAYA Erdem ÖCAL Durmuş İĞDE Hatice BERKER Zeynep ÇİRKİN Hasan KIZILKAYA Ali IBRIK (Kasım Ali) Yusuf Doğanpınar İsmail ÇAKIL (Apıl Mehmet) Kazım Kırıcı DORUK HÜSEYİN Demirci Mehmet Tohol İbrahim Hafız Doğanpınar Bahar Yiğit Gizir Ali Rende Sakallı Ali ÜNAL RECEP HASAN Vakkas Kozak Fatık Kozak Eşe Fatma ÜSTÜN Elif ARAS Mehmet KÜÇÜK Hüsne KEKİL Mehmet Güler Halil GÜLER Mehmet GÜLER Meryem GÜLER Veli GÜLER Ahmet GÜLER Mustafa GÜLER Memiş GÜLER Ahmet GÜLER Veli GÜLER İbiş GÜLER (Paşa) Ali GÜLER Elif GÜLER Ayşe GÜLER Babaco İbrahim Yiğit Entari Süleyman İbrahim KEKİL Ali ELMAS Mehmet DAMAR Elif AYDEMİR Ayşe AYDEMİR Ahmet BABUCCU (hocoğlu) Şerif YALÇIN Hatice ENGİZEK Mustafa DEMİRCİ Veli SİVRİ Hatun RESİM Mehmet DEVE Duran DEVE Necati KEKİL Kara Mehmet Ali Fatma DEVE Elif NURHAK Adem KEKEÇ Cennet Altun Ali KOCA (mamıkır) Fatma SAKALLI Ahmet Altın (Mardan) Veli ŞAHAN Ayşe BERK (ebili) Cennet Altun (Çavış Cennet Vırıt Yusuf Elif YURDAGÜL Eşe KEKLİCEK Fadime BULUR Mehmet İĞDE Ahmet Kızılseki (EgiliAhmet) Halil ONARAN Ali Kekeç (şeytan Ali) Hacı GÖK (Aloca Hacı) Serkan TUNÇ Zekeriye Doğanpınar Elif BİLGÖZ Fadime YALÇIN Halil ÇAKIL (Dana Halil) Güley YEL Teslime ÇAĞRICI Pürçüklü Ahmet Hayrullah Engizek ŞEHİT Cafar Ali SÜRMEN Elif YURTAL Murat GÜNEŞ Arif Ali Yavuz Gülatın KÜTÜK Keçeli Ahmet Kara Mehmet ÖKSÜZ Tekere Yusuf Baysoy İbrahim RESİM Mustafa RESİM Hacı Mehmet YILÖNÜ Karto Ali Çakıl Babaco Mehmet Emiş ŞAHAN Mehmet KIRICI Hacı Ali ÇOLAK 2 Yaşlı DEDE Pendir M. Yalçın Hacı Yusuf Yalçın Mehmet Yalçın Mehmet Yalçın (çürük) Ayşe ŞİŞMAN Cuma TUNÇ Karaaz Ümmusün Fadime ÇEDENE Cebrail KÖK Abdullah BAYKURT Sultan BERKER Hatice BERKER Pakize BERKER Hüseyin BERKER Mehmet BERKER Süleyman BERKER

9 Kas 2015

Biyoğrafi ve Şiirlerden Örnekler

   Âşık Ali'nin Biyoğrafisi ve
   Şiirlerinden Örnekler

    Eserlerini incelediğimiz Âşık Ali Ataş Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesindendir. Amacımız, çalışmamızla Kahramanmaraş, Çağlayancerit âşıklığını ve Âşık Ali’nin hayatını, edebî şahsiyetini, eserlerini değerlendirmek; Türk kültür ve edebiyatı ürünlerinden olan Ali’nin şiirlerinin kaybolup gitmesini önleyerek Türk millî kültürüne katkı sağlamak ve şiirleri incelemek suretiyle de 21.Yüzyıl âşık edebiyatının, âşıklık geleneğinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır.
    Ayrıca Ataş’ın şiirlerinin içerik özelliğiyle bölgeyle ilgili yapılacak sosyolojik, psikolojik, siyasi ve kültürel araştırmalara da bir fikir verebilmektir. Şiirleri ve biyografisiyle ilgili bilgilere ulaşmamda her türlü kolaylığı sağlayan Âşık Ali’ye saygılarımı ve teşekkürlerimi sunarım.
-------------------------------
              
ÂŞIKLIĞA İTEN SEBEPLER
   Ali Ataş köylerinde saz çalan Âşık Hüseyin’in saz çalıp söylediğini görmüştür. Hem meraklı yapısı hem de âşıklığa ilgisinden dolayı saz çalmaya merak sarar Bunun için öncelikle bir sazının olması gerekmektedir. 5 kiloluk yağ tenekesinden kendine bir saz yapıp çalmaya başlar. Babasının tepki göstereceğini düşünen Âşık Ali saz çalmaya gizli gizli devam eder.
   Âşık Ali kendi el becerisi ve imkânlarıyla yaptığı sazı ile saz çalmayı iyice öğrenir. Âşık Ali Ataş’ın kendi yaptığı saz yıpranıp kırılınca, babasının verdiği harçlıkları biriktirip yeni bir saz alır. Saz çalmaya devam eder. Köylü artık Ali’den söz etmeye başlar. Ancak köy sakinleri Âşık Ali’nin babasına bu durumu adeta ihbar etmişlerdir. Çiftçilikle uğraşan baba Veli Bey, Ali’nin saz çalmasını istemez.
   Tarlada bağda bahçede çalışmasını ister. Ali sazını çalmaya devam etse de babasının sazını kırmasından korkar. Ve bir gün Ali sazıyla birlikte babasına yakalanır. Sazını elinden alıp duvara çalar kırar. Olayın akabinde Âşık Ali o gece evinden köyünden ayrılır.
   30 kilometrelik yolu dağdan dağa yayan yürüyerek asfalta varır. Bir yük kamyonuna binerek Kahramanmaraş’a gider. Beş parasız, referans ve tanıdık olmaksızın. Burada onu zorlu bir süreç beklemektedir. Fakat mücadeleci yapısı ve kıvrak zekâsıyla tüm sorunların üstesinden gelmeyi bilir, hem hayat adına hem de âşıklık adına çok büyük tecrübeler kazanır.
Ali Kahramanmaraş’a geldikten sonra Saray altı mahallesinde Hüseyin Bey’in işlettiği bir hana yerleşir.
    Bir yıl bu handa yatar kalkar. Bu dönemde hamallık, boyacılık, seyyar satıcılık ve fotoğrafçılık yapar. Yazdığı şiirleri matbaada çoğaltarak çarşıda mahallede satmaya başlar. Kazandığı paralarla kendine bir saz satın alır. Ortamlar uygun olduğu zaman etrafında toplananlara saz çalıp şiir söylemeye başlar. Âşık Ali Kendini geliştirmiş ve kendine olan güveni artmıştır. Bu dönemde yerel birçok âşıklarla şairlerle karşılaştığında atışmalar yapmıştır.
---------------------
   
MAHLASI (âşık)
    Âşık Ali’nin (1966) yılında Elbistan’ın Ekinözü kasabasına
gitmesi, onun için âşıklık yolunda dönüm noktası olur.
Âşık Ali kendi şöhretinden habersiz ancak oradaki Halk arasında ünlü bir âşığın içmeye geldiği konuşulmaktadır.
    Kendisi de bu ünlü âşık kimmiş diye merak etmektedir. Dilden dile dolaşan âşığın kendisi olduğunu çok geçmeden anlar. Halk tarafından kahveye davet edilir. Bu çapta bir ilgiyle ilk kez karşılaşmıştır. Kahve Halk’ını şu dörtlüklerle selamlamıştır
-------------------------------
Kulak verin hey insanlar,
Bu kahveye hoş geldiniz,
Canım kurban size canlar,
Bu kahveye hoş geldiniz.
-------------------------------
Ali ikinci bir şiiriyle kendini şöyle tanıtır.
-----------------------------
Merak edip sorarsanız,
Cerit’liyim, Efendiler.
Sorup araştırırsanız,
Cerit’liyim, Efendiler.
-----------------------------
    Elbistan’ın Ekinözü kasabasında gördüğü bu ilgi ve sevgiden sonra şiirlerinde (Âşık) mahlasını kullanmaya başlar.
-----------------------------
          
ETKİLENDİĞİ ÂŞIK VE ŞAİRLER,
    Âşık Ali Kahramanmaraşlı olması nedeniyle de dikkatini çeken Âşık Mahzuni Şerif olmuştur. Mahzuni’nin bazı eserlerini kendi sazı kendi sesi ile seslendirmiştir.
Ayrıca 1983,1985 yıllarında Abdurrahim Karakoç’a şiir ve mektup yazarak sürekli iletişim halinde olmuştur. Ancak Âşık Ali son yıllarda üstadı Abdurrahim Karakoç’la görüşememiştir.
    Âşık Ali her zaman üstadına olan saygısını, bağlılığını hem dizelerinde hem konuşmalarında ısrarla vurgulamıştır. Çünkü Karakoç onun için vazgeçilmez bir dost, bir ustadır
Ve öyle de kalacaktır.7 Haziran 2012 tarihinde hakkın rahmetine kavuşan üstadına yazdığı şiirden (1) örnek
------------------------------
Derya seli gibi akan ırmak’tın
Acı haberinle herkesi yaktın
Şairleri öksüz yetim bıraktın
Ölümün bizleri üzdü Karakoç
-------------------------------
Şiirin devamı şairin 2.kitabı olan (Anlatamadım) kitabının (135.) sayfasında yer almaktadır.
--------------------------------
   
 EVLİLİĞİ VE ASKERLİK
     Ali 16.04.1968’de evlenir. 22 Kasım 1968’de askere gider ilk birliği Sivas temel tepedir. Burada Yılmaz Güney ile Tanışır. İki ay sonra Tokat’a tayin olur tokat’ta da sanatçı Muhlis Akarsu ile tanışır Akarsu ile bir kez de olsa sahne alır. Tokat’ta 2 aylık eğitimi tamamlar Erzurum Pasinler’e gider. 16 ay Pasinler’de kalır daha sonra tüm alay Kars’ın Sarıkamış ilçesine taşınır. Sarıkamış’ta 4 ay kalır.
    Askerlik görevini Sarıkamış’ta sonlandırır. Askerlik görevine başladığı ilk dönemlerden itibaren eve mektup yazarak sazını istemiş askerlik döneminde de çalıp söylemiştir. Ali evlendikten 7 ay sonra askere gittiği için gurbetin ayrılık acısıyla sarsılmış duygularını şu şiirlerle ifade etmiştir:
--------------------------------------
Azrail canımı almağa gelmiş,
Yoksun diye ölemedim nazlı yar,
Karlı kışlı dağlar kesti yolumu,
Engel oldu gelemedim nazlı yar.
--------------------------------------
    Özellikle çetin kış şartlarında, duyduğu gurbet acısını aşağıdaki şiirlerinde dile getirmiştir.
--------------------------------------
Erzurum’un kışı zor çekilmiyor,
Pasinler’in yeli hiç kesilmiyor,
Eşim mektup yazmış durma gel diyor,
Beni Memlekete gönder albayım.
--------------------------------------
    Âşık ikinci bir dörtlüğünde yârine şöyle seslenir.
--------------------------------------
Sabah kalk borusu çaldığı zaman,
İlk aklıma gelen sensin sevdiğim,
Duruşun bir başka bakışın yaman,
Ağlamasın gözün gülsün sevdiğim.
--------------------------------------
    24 ay askerliğin ardından köyüne dönen Âşık Ali 2 yıl Çukurovalarda çapa ve pamuk toplama işlerinde çalışır. Kendine bir iş edinmeyi düşünür radyo tamirciliğiyle ilgili dergi ve kitaplardan hareketle, 1 yıl içerisinde kendi kendine radyo tamirciliğini A-Z ye öğrenir, köyünde elektrik yok radyonun lehim işlerini gazocaklarında demir ısıtarak yapar. Geçimini de bu işten sağlar. 1984’te köyüne elektrik gelir. Yine derki ve kitaplardan yararlanarak televizyon tamirciliğini de öğrenir ve mesleğini geliştirir.
    Âşık Ali köye gelen elektrik tesisat ustalarını izleyerek bu sistemi de öğrenmiştir. Bu dönemde evine elektrik almak isteyenlerin tesisatlarını ek iş olarak döşemiştir.
Elektrik ve elektroniğe özel bir yeteneği olan Ali Ataş yine dergilerden temin ettiği şemalardan köyüne bir radyo vericisi kurmuştur. Uzun orta ve kısa dalgadan köye müzik yayını yapmaya başlamış.
    Günde bir saat yaptığı müzik yayını 1992’den 2001’e kadar devam ettirmiştir. 2001’de bir şikâyet üzerine mahkeme kararıyla yayını durdurulmuştur. Ali seksenli yıllarda kendi dükkânı için geliştirdiği telesekreterli telefonu da adan ze ye kendisi yaparak on yıl sorunsuz kullanmıştır. Hiçbir elektrik-elektronik eğitimi almadan başardıklarıyla ilgili bilim dünyasının da tanıyıp tanıtması gereken bir kişidir.
--------------------------
           
INTERNET ORTAMINDA
                   
ÂŞIK ALİ ATAŞ
    Âşık Ali, 04 Mart 2003 tarihinde bilgisayar ve internet ile tanışır. Ali bey Hasan Üstgül’ün kurduğu web sayfası (http://www.atasali.com/) Kendisinin yaptığı alttaki iki sitesinde şiir ve makaleler yazmaya devam etmektedir.
(http://atasali.blogspot.com.tr/)
(http://cerithaber.blogspot.com.tr/) Âşık Ali’nin şiirleri Kahramanmaraş’ın mahalli gazetelerinde yayımlanmıştır. Çağlayancerit’teki okulların çıkardıkları dergi ve gazetelerde şiirleri yayımlanır. Kahramanmaraş valiliği tarafından yayımlanan Maraş’ın Meşhurları adlı kitapta kısa bir biyografisi yer almış.
    Ayrıca; Yeni şiir Antolojisi cilt 1-2’de Çağdaş Genç Şairler ve Şiirleri Antolojisin de, Ceridoğulları ve Oğuzlar adlı eserlerde şiirleri yayımlanır. İnternet ortamında ise; Antoloji.com, Elbistan’ın Sesi ve Çağlayancerit net ve ilçe kaymakamlık sitesinin kültür sanat sayfasında şiirleri yayımlanır. Âşık Ali boş durmaz şiir kitapları da yayımladı. Yayımlanan kitaplarından bir kaçı
--------------------------------------
1. Şiir kitabı(Çağlayancerit) Ekim 2011 de çıkmıştır.
2. şiir kitabı (Anlatamadım) Ekim 2012 de çıkmıştır.
3. şiir kitabı (İnanmadılar) Mayıs 2014 de çıkmıştır.
4. şiir kitabı (Dinlemediler) Kasım 2015 de çıkmıştır.
5. (Çağlayancerit köyü) isimli kitabının hazırlıklarını
--------------------------------------
   Yapmakta. Kısa zamanda siz okurlarla buluşturacaktır.
Web siteleri sayesinde hem kendisini hem de Çağlayancerit’i çok geniş bir kitleye tanıtma imkânı bulmuştur. Sanal âlemde birçok arkadaşı ve şair dostlar edinmiş. Çağlayancerit ilçesinde ikamet eder.
---------------------------
               ŞİİRLERDE ÖLÇÜ VE
                       
DURAKLAR
    Hecelilerde 8+3, 7+4 biçiminde de durak kullanılabileceği dile getirilmekle birlikte bunlarda tam bir kesinlik söz konusu değildir. 8’li kalıp semailerde, 11’li ölçü ise koşma âşık edebiyatı nazım şekillerinde kullanılmıştır. Âşık Ali, hece ölçüsünü başarıyla kullanmıştır. Âşığın ölçüsüz yazdığı şiiri yoktur. Âşık Ali şiirlerinde yoğunluklu olarak yarım ve tam kafiye kullanmıştır.
   Âşık, özellikle tahkiyeli ve nasihate dayalı şiirlerinde düşünceyi özgür bırakmak, anlatımın sınırlarını genişletmek için yarım kafiye kullanmıştır. Yarım kafiyenin ahengi sağlayamadığı, düşüncenin şiir ahenginin önüne geçtiği noktalarda nakarat, tekrarlar, ayak ve rediflere başvurulduğu görülür.
   Şiirlerin çoğunda ek veya sözcük redif kullanılmıştır. Şiirin bütününde aynı kafiye türünün kullanımı yaygın değildir. Yani aynı şiirde, bir dörtlükte yarım kafiye kullanılmışsa diğer dörtlükte tam veya zengin kafiye kullanıldığı görülüyor.
Ataş’ın, kafiyeyle ilgili tüm biçim unsurlarına hâkimiyeti olmamakla birlikte kafiye; serbest ayak vb. şekle bağlı terimlerden bazılarını bilmektedir.
    Ali’nin şiirlerindeki kafiyelerle ilgili bazı hususiyetleri örneklendirelim: Zengin Kafiye: Üç veya üçten fazla ses benzerliğine dayalı kafiye çeşididir. En az üç ses benzerliği olmalıdır. Yarım ve tam kafiyeye oranla, âşık bu kafiye çeşidini daha az kullanmıştır.
------------------------------------
Örnek 1:
Bu insanlar seni sevmese bile,
Sakın sen onlara düşünme hile,
Biz insanoğlunun kaderi çile,
Gelen belalara darılma  emi.
------------------------------------
Örnek 2:
Münafığa olma yakın,
Karşısında tavır takın,
İtibar eyleme sakın,
Cahillere yakın olma.
-------------------------------------
Örnek 3:
Beyler evimizin orta direği,
Acıya dayanmaz yufka yüreği,
Bütün sofraların ballı böreği,
Dünya kadınları sevinsin bugün.
-----------------------------------
    Tunç Kafiye: Dörtlükte bir dize sonundaki kelimenin bir diğer mısra sonundaki kelimenin içerisinde kullanılmasıyla oluşturulan kafiye biçimidir. Âşığın şiirlerinde bu kafiye biçimi de az kullanılmıştır.
-----------------------------------------
Örnek 4:
Kur-anı Kerimde okunur ayet,
Bu dünya zevale erer nihayet,
Dedi kodu gıybet çoğaldı gayet,
Bey bozuldu bizim köyün düzeni.
-----------------------------------------
    Cinas ve Redif: Sesteş kelimelerin dize sonlarında kafiye oluşturmasına cinaslı kafiye diyoruz; bu kafiye biçimi edebî sanat oluşturur. Âşığın şiirlerinde bu tarz kafiye tesadüf edemedik. Redif, mısra sonlarında aynı kelime, kelime gurubu ve eklerin tekrarı sonucu oluşur. Âşık Ali’nin ayak bulunmayan şiirlerinde de ek veya sözcüklerden kurulmuş redifler kullanılmıştır. Şiir, ayaklarda ifade edilen duygu ve düşünce etrafında gelişir.
--------------------------------------
             
ŞİİRLERİN NAZIM TÜRLERİ
                          
VE ŞEKİLLERİ
    Âşık Ali’nin şiirlerinde kullandığı ayaklar şunlardır:
Şiir yazmak, Âşık Ali Ataş’ın sanki dünyaya açılan bir penceresi olmuş. Dünyayı hep şiir penceresinden görmüş, tanımış ve kendince anlamlandırmış, kendince paylaşımlarda, uyarılarda bulunmuştur. Bu özellik Âşık tarzı şiir geleneğinden yetişen şairlerinde görülen belirgin bir özelliktir.
    Ali şiirlerini içerik olarak tasnifte oluşturduğumuz ana başlıkları ihmal edersek (134) adet şiirinin taşlama olduğu görülmektedir. Bu sayı Âşık Ali’nin eleştiriden hoşlandığını ortaya koymaktadır. Eleştiri şiirleri sayı bakımından öğütleri ve güzellemeleri takip etmektedir. Bazı konularla ilgili az sayıda şiirle de olsa işlediği konu yelpazesinin oldukça geniş olduğu görülmektedir.
    Âşık Ali şiirlerinde kullandığı ayaklar şiirlerinin içerik olarak çekirdeğini oluşturmaktadır. Şiirlerindeki ayaklar konu yelpazesinin genişliğinin kanıtı niteliğindedir. Şiir yazarken öncelikle şu tür bir şiir yazacağım, diye şiire başlamadığını; konuya bağlı olarak, ilhama dayalı şiir yazdığını belirtmektedir. Şiir kendi biçim özelliklerini yazılma esnasında kendisi belirler, düşüncesindedir.
    Ona göre âşıklık doğuştan gelen, Allah vergisi bir yetenektir. Şiir üzerinde çalışılarak yazılacak bir tür değildir, duygu yoğunluğu sonucu hemen ortaya çıkar. Üzerinde çalışılan şiir artık eski şiir olamaz. Bu şekilde belki biçimsel olarak düzeltme yapabilirsiniz; ama manada eski duygunun kaybolduğu görülecektir, düşüncesindedir.
    Ali Nazım şekillerinden koşma, mani, semai, türkü, destan; nefes, deme, deyiş terimlerini kavram bazında bilmektedir. Açıklama düzeyinde bir bilgisi yoktur. Âşığın, diğer türler, aruzlu şekiller hakkında herhangi bir malumatı yoktur.
Tüm şiirlerinde kullandığı nazım birimi dörtlük, kullandığı ölçü hecedir. Âşığın şiirlerini biçimsel olarak sınıflandırırsak tümünü koşma ve semai başlığı altında toplayabiliriz. Koşmanın ve semainin güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, kargışlama türlerinde şiirler yazmıştır. Bu şiirlerde dörtlük sayısı 3–5 arasındadır; ancak beşten fazla dörtlükle yazıldığı da olur.
   
Taşlama;
    Bir kişiyi yermek, toplumun aksayan yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Şair kişisel ve toplumsal taşlamalar yazmıştır. Toplumdaki haksızlıkları, gericilikleri, ekonomik sorunları; ilimden ayrılan düşünceleri ele almış ve eleştirmiştir.
----------------------------------
Örnek 2:
Hesap yapamadık dostlar,
Bir tembeli başkan seçtik,
Borcu beşten ona katlar,
Bir tembeli başkan seçtik.
------------------------------------
    Ağıt, ölümünden veya gidişinden üzüntü duyulan herkesin ardından ve savaş, hastalık, kıtlık ya da tabiat olaylarındaki kayıplar sonrasında duyulan acıları anlatmak için söylenen şiirlerdir. Ağıtta, ölümden duyulan üzüntü ve acının yanında ölenin iyilikleri de anlatılır. Âşığın bu türde de şiirleri vardır.
---------------------------------
Örnek 3:
Vay be seksen altı yılı,
Kara geldin başımıza,
On üç Eylül Cumartesi,
Zehir kattın aşımıza.
---------------------------------
    Koçaklama; coşkun, yiğitçe bir üslûpla savaş, dövüş ve kahramanlıkları işleyen şiirlerdir.
----------------------------------
Örnek 4:
Ecdattan kahraman Türk derler bize,
Hangi zaferlerden yazsam ben size,
Bir zaman Yunan’ı döktük denize,
Akdeniz düşmana mezar  arkadaş.
-------------------------------------------
    Ataş’ın kişisel taşlamalar olarak da değerlendirebileceğimiz bu şiirlerinden birkaçını örneklendirelim:
--------------------------------
Örnek 1:
Şu dostlukları bir anda,
Bitirenin adı batsın,
Ölçü tartı var insanda,
Az ölçenin adı batsın.
-------------------------------
Laf söyletme sen dinine,
Kuşlar çekilsin inine,
Komşusunu birbirine,
Düşürenin adı batsın.
-----------------------------------
              
TAHKİYE YOLUYLA
                       
ANLATIM
    Anlatımı bir olay çevresinde aşamalı biçimde aktarmaktır. Şairler bir olay çevresinde şiir kurmak istediklerinde bu anlatım biçimini seçerler. Anlatım tekniklerinin dört ayağından en kuvvetlisi ve vazgeçilmez olanı hikâye etmek (öykülemek) tir. Ali’nin pek çok şiirinde olay anlatmanın bir gereği olarak bu tekniği kullandığı görülmektedir
Âşık Ali’nin bu gruptaki şiirlerinden bazıları şunlardır: Anlat Hele, Aldım Bilesin, Niye Korktun Ozan’ım, Gelirim Hele, Dalaşa Dur Bakalım, gibi şiirlerinden çok var.
----------------------------------
                
TASVİR YOLUYLA
                         
ANLATIM
    Anlatılana dair zihinde görsellik ve izlenim uyandırmaya yönelik anlatım biçimidir. Bir metinde ayrıntıyı yansıtmak için nitelik bildiren sözcükler (sıfatlar ve zarflar) sıkça kullanılır. Ali, pek çok şiirinde bu anlatım biçimini kullanmıştır. Bu gruptaki şiirlerinden bazıları şunlardır: Sevdalısıyım, Bal Kömür Gözlüm, Gözlerin Güzel, Gözleri Sürmeli, Çevre Köyün Güzelleri, Tarhana Diyarı Ç.Cerit, Bizim Köyün Yiğitleri, Benim Köyüm, Güllerin Cerit, Yöresi Güzel Cerit’in, Güzel Türkiye, Güzelliği Ülkemin.
Âşık Ali bu şiirinde güzel tasviri yapmaktadır.
-----------------------------------------
Mahzun bakışların yakıyor beni,
Kara üzüm gibi gözlerin güzel,
Bir kerem misali severim seni,
Beni dağlamasın sözlerin güzel.
-----------------------------------------
             
NASİHAT YOLUYLA
                       
ANLATIM
    Âşık Ali şiirlerinde en çok başvurduğu anlatım yolu nasihattir. Âşık kuru, kuru nasihatte bulunmamış, nasihat ettiği konuların gerekçelerini de açıklamıştır. Ayrıca Ali öğretici olarak da adlandırdığımız şiirlerinde dar bir çerçevenin olmadığı görülmektedir. Sosyal, kültürel, sağlık, milli ve dinî içerikli pek çok şiirinde öğüt verici bir konumdadır. Gruptaki şiirlerinden bazıları şunlardır:
Yakın Olma, Yaşarsın Hasan, Olma Hasanım, Bildirme Hasan,
--------------------------------------
   Ali Ataş, bu şiirinde insan ilişkilerinde nelere ve kimlere karşı dikkatli olmak gerektiğini anlatmaktadır.
--------------------------------
Hilebazlık yapanlara,
Uyanık ol yakın olma.
Keyif için can yakanlara,
Sen de ona örnek olma.
--------------------------------
Konuştuğun insanı önce bir tanı,
Benden söylemesi demedi deme.
Adam nere gitse yürür kervanı,
Benden söylemesi demedi deme.
--------------------------------
          
DOĞRUDAN ANLATIM
    Âşık Ali söyleyeceklerini sade, akıcı, yalın bir üslupla dosdoğru söylemiştir. Şiirlerindeki anlatımında dolambaçlı yollardan, süslü ve yapmacık söyleyişten kaçınmıştır.
Şiirlerinde eleştirilerini, önerilerini ve her konudan bilgiyi paylaşmak amacını taşıdığı görülmektedir. Dolayısıyla
âşıklık geleneğinin şiir çerçevesinde kalma noktasında iki şablonu sürdürdüğü görülür. İçerik ve biçim sonuç olarak üslupta sanat kaygısı taşımamaktadır.
    Şiirlerinde doğrudan anlatımın doğal bir anlatım seçeneği olmasını sağlamıştır. Bu gruptaki şiirlerinden bazıları şunlardır: Derler Çağlayancerit’te, Görsün Ceritli, Sakallı Değil mi, Organ Bağışı Yapalım, İncitmemeli, Ali’nin şiirlerinde sağlık konusundaki duyarlılığını göstererek özellikle toplumun mesafeli olduğu organ bağışı konusunda tavsiyelerini sanat yapma kaygısından uzak bir dille ortaya koymaktadır.
--------------------------------
Bu can bize emanettir,
Organ bağışı yapalım.
Ölürüz yok olur çürür,
Organ bağışı yapalım.
--------------------------------
Âşık Ali’m bekleyen var,
Dünya ona olmasın dar,
Size diyorum insanlar,
Organ bağışı yapalım.
--------------------------------
             
SORU YOLUYLA ANLATIM
    Soru yoluyla anlatım, tartışma anlatım tekniği olarak da adlandırılır. Bu tekniğin temel unsuru soru yöneltmektir. Soru cümleleri anlatımı daha canlı ve dikkat çekici bir noktaya taşır. Soru yoluyla anlatım şiirlerde bazen gerçek soru cümleleri bazen de sözde soru cümleleriyle sağlanır. Mesela Unuttun mu? Karakoç adlı şiirinde gerçek soru cümleleri kullanılmıştır. Yıkmak Olur mu adlı şiirde sözde soru cümleleri kurmaktadır.
    Soru yoluyla anlatım şiirlerde istifham sanatını ortaya çıkarır. Şair bu anlatım yolunu da birçok şiirinde kullanmıştır. Âşık Ali soru yoluyla anlatımı tercih ettiği şiirlerinden bazıları şunlardır: Gülemezmiydin, Sekmek Olur mu, Aktın Değil mi, Yıkmak Olur mu, Ağa mı Sanmış, Sustun mu Karakoç, Küstünüz mü, adlı şiirlerinde bu tekniği kullanmıştır.
----------------------
    Âşık Ali toplumla ilişkilerini söyleşi havasında ele almaktadır.
--------------------------------------
Bırakalım artık senlik benliği,
Arada insanlık öldü mü emmi.
Allah bile sevmez kalbi kinliyi,
Demek ki insanlık öldü mü emmi.
-----------------------------------------
            
KONU BAKIMINDAN
                         
ŞİİRLER
    Yöresini tanıtmak, eleştirilerini sıralamak, toplumu bilgilendirmek, bilinçlendirmek olarak sıralayabiliriz. İşte
Ali tam olarak bunu yapmaya çalışmaktadır. Bir ilçe Halk’ını ikna etmenin zor olduğu organ bağışı konusunda tavsiye metni niteliğinde bir şiir yazması, doğuma, ölüme, düğüne şiirler yazması; yaşadığı tecrübelerden çıkardığı dersleri samimi bir biçimde paylaşması; hırsızlık gibi kötü davranışları şiirleriyle kınaması bir Halk Adından tam da beklenen adımlardır.
    Âşık Ali’nin şiirinden (20’)si millî; (9’)u dinî; (177’)si sosyal; (26’)sıtabiatla ilgili; (124’)ü ailesi ve diğer kişilerle ilgili; (29’)u aşk-sevgili-güzellik; (59’)u şair dostlarıyla ilgili, (88’)i kişisel durum ve duygularla ilgili konulardan oluşmaktadır. Ali’nin millî konulu olarak değerlendirdiğimiz (20) şiiri vardır.
    Milli konularda yazdığı şiirlerin farklı başlıklardan oluştuğu görülmektedir. Türk askerinin kahramanlığını, milli bayramları övgü dolu bir üslupla ele alır. Milli çıkarların gözetilmesi, vatanın kıymetinin bilinmesi konularında nasihatçi bir yaklaşım sergilemektedir. Yine memleketin bütünlüğüne, ilerlemesine karşı sergilenen duyarsızlıkları da sert bir şekilde eleştirmektedir.
--------------------------------
              
TÜRK ASKERİNİN
                
KAHRAMANLIĞI
    Şair şiirlerinde Türk askerinin kahramanlık öyküsünü dile getirir. Ayrıca askerlik görevini yerine getirenlere, askerlik mesleğinde olanlara kendince nasihat etmeyi de ihmal etmez. Bu şiirde Türk askerinin kahramanlığını övgü dolu bir dille anlatır. Ayrıca askerlikle ilgili bazı uygulamaları tasvir eder.
----------------------------------
Bir ağızdan türkü söyler,
Yiğit asker bizim asker.
Düşman adın duysa ürker,
Yiğit asker bizim asker.
----------------------------------
Ecdattan kahraman Türk derler bize,
Hangi zaferlerden yazsam ben size,
Bir zaman Yunan’ı döktük denize,
Akdeniz düşmana mezar arkadaş.
---------------------------------
Ne mutlu ki size asker olanlar,
Güle, güle gidin askerlerimiz.
Sabırla beklesin bur da kalanlar,
Güle güle gidin askerlerimiz.
-----------------------------------
     
MİLLİ BAYRAMLAR,
          
KUTLAMALAR
    Âşık Ali Ataş şiirlerinde milli bayramlarımızı, Kahramanmaraş’ın kurtuluş destanını hatırlatarak bu özel miraslara sahip çıkmak gerektiğini Dede Korkut edasıyla dile getirir. Kurtuluş mücadelesinde cesur bir duruş sergileyen Kahramanmaraş Halk’ından övgüyle söz eder.
Bu şiirinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik etmektedir.
-------------------------------------
Senede bir gelir vermeyin ara,
İsterim ki kimse düşmesin dara,
Dünya üzerindeki tüm çocuklara,
Hepinize kutlu olsun bu bayram.
-----------------------------------
Türk bayrağı dalgalansın dört yanda,
Başka bir neşe var bugün insanda,
Her yıl bayram olur 23 Nisan’da,
Küçük yavrularla bayramlaşalım.
-----------------------------------
            
MİLLİ TEMALI ÖĞÜTLER
    Âşık Ali şiirlerinde Türkiye’de yaşayan herkesi sorumlu davranmaya davet etmektedir. Kendince Türkiye için tehdit oluşturan yapılara da bazı uyarılarda bulunur. Bu şiirinde ülkemizin güzelliklerini dile getirerek farkındalığı artırmaya çalışır. Ekonomik kalkınmayı sahip olduğumuz tarihi ve coğrafi haritada turizmle sağlayabileceğimizi savunmaktadır.
--------------------------------------
Cennet gibi vatanımın her yanı,
Güler yüzlü tatlı dilli insanı,
Tüm dünyaya tanıtalım vatanı,
Güzelliği bambaşkadır ülkemin.
---------------------------------------
Sanma ki dünyada yalnız kalırız,
Avrupa’dan hayıfımızı alırız,
Kürd’ü Türk’ü bir et tırnak oluruz,
Bize gücün yetmeyecek Avrupa.
----------------------------------------
Kim demiş ki Akdeniz’e girilmez,
Kıbrıs benim yurdum Rum’a verilmez,
O hain Makaryos Türkleri bilmez,
Dünyayı başına yıkmamız gerek.
---------------------------------------
      
MİLLİ TEMALI TAŞLAMALAR
    Ataş; Kıbrıs, terör gibi ülkemizin sorunlarına güncel gelişmeler ışığında eleştirel bir üslupla değinir.
Şairin bu şiirinde batı’yı ikiyüzlü olmakla suçlar, ardından gerekçelerini sıralayarak eleştirir.
------------------------------------------
Bizi bölmeye çalışma,
İkiyüzlü Avrupalı,
Uzak dur bize karışma,
İkiyüzlü Avrupalı.
---------------------------------------
Dürüstlüğü başkasına vermezler,
Soykırım derlerde başka demezler,
Çağırırız yüzleşmeye gelmezler,
Saman altında iz sürmesinler ha.
---------------------------------------
Kıbrıs’ın Rumları batıyor göze,
Senin es üç yüzler vız gelir bize,
Çöp yerine dökeriz ha denize,
Hain Rumlar kaşınıyor bugünler.
---------------------------------------
Beyler ibret alın benim sözümden,
Yürüyelim Atatürk’ün izinden,
Kürtlük Türklük meselesi yüzünden,
Korkarım Türkiye kan gölü olur.
---------------------------------------
            
ÖĞÜT VERİCİ DİNİ ŞİİRLER
    Şairimiz şiirlerinde namaz, oruç, hac, zekât gibi iman esaslarını işlediği şiirlerinde kurduğu emir cümleleriyle dilin alıcıyı harekete geçirme işlevini kullanmaktadır. Ayrıca Allah’a kulluk, haramlardan sakınma gibi konularda da öğütler verir. Bu şiirinde önce namaz kılmayı tavsiye eder, daha sonra namazın ne gibi manevi karşılıkları olduğunu anlatır.
---------------------------------------
Değerli kardeşim bak beni dinle,
Yaşadığın müddetçe kıl namazını.
Zararın görürsen çekinme söyle,
Gençlik elde iken kıl namazını.
---------------------------------------
Örnek 2
Gelenler gidiyor gidenler gelmez,
Sonumuz ne olur kimseler bilmez,
Hakiki Müslüman yalan söylemez,
Çünkü kabul etmez öz Âdemoğlu.
-----------------------------------------
Örnek 3
Herkes zekât versin orucun tutsun,
Gücü yeten mümin kabeye gitsin,
Herkes Allah için ibadet etsin,
İman ile yoldaş olmamız lazım.
-----------------------------------------
Örnek 4
Yaradan’a karşı suçlu bir kuluz,
Af diledik amma yine geç kaldık.
Dedik sadık bir dost nerde buluruz,
Arar iken bulduk amma geç kaldık.
------------------------------------------
    Karşılama (Taşlama) türündeki dini şiirleri
Âşık Ali’nin şiirinde Hz. Peygamber’e, daha genelde İslam dinine hakaret edenlere beddua ederken ayrıca bu fiili gerçekleştirenlerin akıbetlerinin de iyi olmayacağını hatırlatır.
--------------------------------------------
Hazreti Peygamber’e dil uzatanlar,
Büyük belalarla yok olsa gerek.
Gel birlik olalım ey Müslümanlar,
Böyleleri taşa tutulsa gerek.
----------------------------------------
Dinime dil uzatanın lal olsun dili,
İşi kan kin olan emperyalistleri,
Yüce Mevla vurur gelirse yeri,
Geri dönüp geçmişe bakılsa gerek.
-------------------------------------------
               
SOSYAL VE KÜLTÜREL
                    
İÇERİKLİ ŞİİRLER
    Şairin sosyal konulu olarak değerlendirdiğimiz 177 şiiri vardır. Sosyal konularda yazdığı şiirlerinde temel olarak üç konuya odaklandığı görülmektedir. Bunlar taşlama, öğüt ve siyasi şiirler olarak karşımıza çıkmaktadır. Âşık Ali kendince gördüğü yanlışlara da güzelliklere de şiir yazmayı ihmal etmez. Zaman, zaman nasihat eden, zaman, zaman da sert eleştirilerle toplumu, yerel ve ulusal siyasileri uyaran bir konumdadır.
----------------------------------------
Yabana atıp ta benim sözümü,
Kavgalı siyaset yapmayın beyler.
Kaba kuvvet değil işin çözümü,
Milleti ucuza satmayın beyler.
----------------------------------------
            
SOSYAL İÇERİKLİ
                     
ÖĞÜTER
    Âşık Ali yazdığı (46) adet sosyal içerikli öğüt şiirlerinde sağlıklı bir toplumda olması gereken insan ilişkilerini ve davranışlarını, kültürel birikimin kendisine sunduğu çerçeveyi kullanarak şiirle kurmaya ve yaşatmaya çalışmaktadır.
Şiirlerinde münafıklardan, tembellerden, cahillerden, fırsatçılardan, sigaradan uzak durmak gerektiğini öğütlemektedir.
    Ayrıca ağaç dikmenin, organ bağışı yapmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu dile getirmektedir. Sosyal içerikli öğüt şiirleri şairin bu şiirinde cahil, tembel, münafık, zalim, dolandırıcı gibi insan tiplerine karşı toplumu uyarmaktadır.
-----------------------------
Münafığa olma yakın,
Karşısında tavır takın,
İtibar eyleme sakın,
Cahillere yakın olma.
-------------------------------
    Âşık Ali şu şiirinde Çağlayancerit Belediye Başkanlığını tasarruflarını iyi kullanmadığını düşünerek ilçe Halk’ını uyarmaktadır.
--------------------------------
Bunlardan yok bize fayda,
Çalar her biri bir kayda,
Milyarlar geliyor ayda,
Yok, oluyor Cerit’liler.
-----------------------------
    Âşık Ali’nin kendisinin sigara içmediği belli ki bu şiirinde sigara tiryakilerine sigarayı hemen bırakmaları konusunda tavsiyede bulunmaktadır.
----------------------------
Tiryakiye bir sözüm var,
Nolur içme sigarayı.
Dünya başa olmadan dar,
İçmeyelim sigarayı.
---------------------------
    Bu şiirinde yeşil alanları korumak gerektiğini hatırlatmaktadır.
---------------------------
Mekân olur kurda kuşa,
Koruyalım ormanları.
Odun etme pişen aşa,
Koruyalım ormanları.
---------------------------
    Bu şiirinde iktisatlı olmak gerektiğini hatırlatmaktadır.
----------------------------------
İsraf etme elde olan varını,
Günün sabahı var düşün yarını,
İşitseler bile ahu-zarını,
Hiç kimse halini sormaz efendim.
-------------------------------------
                
SOSYAL İÇERİKLİ
                   
TAŞLAMALARI
    Âşık Ali’nin birçok sosyal içerikli taşlaması var. Cerit’liler Uyanmıyor, Bizim Köy mü, Sitemim var, Kerbela’ya Çevirdiler Cerid’i, Kimselere Soramıyok, Bizim Köyün Düzeni, Ali bu şiirinde vefasızlık gösteren mirasçıları eleştirirken, miras bırakma durumunda olanlara da bazı uyarılarda bulunmaktadır.
-------------------------------------
Oğlun kızın hiç nazını çekmezler,
Mezarına bile bir taş dikmezler,
Üzerine çayır çimen ekmezler,
Gerisini söylemeye gerek yok.
-------------------------------------
    Âşık bu şiirinde ticaretine hile karıştıran esnafları eleştirmektedir.
-------------------------------------
Üçe aldığını beşe satan var,
Terazisin biraz noksan tartan var,
Kırk santimi otuz beşe yırtan var,
Esnaftan korkuyor gözü fakirin.
---------------------------------------
    Yine bu şiirinde sözünde durmayan bir siyasetçiyi eleştirmektedir.
---------------------------------
Evin ihtiyacı bitmez
Fakirlik kapıdan gitmez
Emekliyiz maaş yetmez
Bir çare bul Beyefendi
----------------------------
    Âşık Ali şu şiirinde toplumdaki hep fazlasını isteme duygusunu eleştirerek bunun doğurduğu sonuçlara değinmektedir.
-----------------------------
Zengini fakirle eyledik kıyas,
Susamış yolcuya su verin bir tas,
Gömlek bulamazken istedik libas,
Ceket arıyorduk abasız kaldık.
--------------------------------
                
SİYASİ ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali yazdığı (42) adet siyasi içerikli şiiri var. Siyasi şiirleriyle genel bir özelliği olan ‘‘hayata şiir penceresinden bakma’‘ özelliğinin yansımalarını ortaya koyar. Âşık yazdığı şiirler yerel ve ulusal anlamda siyasi tarihe düşülen notlar niteliğindedir. Tükenmez siyaset içerikli şiirinden 24’ünde sert bir eleştiri söz konusudur.
    Âşık Ali eleştirilerini yaparken siyasi kimliğini bir kenara bırakmış, tarafsız bir tutum sergilemiştir. Ancak özelleştirme gibi belli konularda tavrını açıkça ortaya koymaktan da çekinmemiştir. Siyasi şiirlerinin ağırlıklı konusu ilçe belediye seçimleri ve hizmetleriyle ilgilidir. Başkan Seçti Cerit’li, Başkan Seçtik, Şikâyetim var, Hizmete Bak Efendi, Dermanın Cerit, Her şeyimiz Özelleşti Âşık Ali Ataş bu şiirinde oy zamanı ilçeye gelen sonra hiç uğramayan siyasetçileri eleştirmektedir.
----------------------------------------
Siz yeter ki bize oy verin derler,
İşleri bitinceye kadar vaat eylerler,
Daha sonra dalga geçip gülerler,
Ben size gerçeği demiştim Hasan.
-----------------------------------------
    Ataş bu şiirinde seçilen belediye başkanının ilçeye hizmet getirmediğini, yanlı davrandığını, eleştiriye tahammül edemediğini açıklamaktadır.
---------------------------------
Yaptığı işe benzemez,
Muhalife çok hazımsız,
Bu dönem hep acımasız,
Bir tembeli başkan seçtik.
---------------------------------
    Ali bu şiirinde oy verdiği siyasetçilerden beklentilerini karşılamadıkları için şikâyet etmektedir.
---------------------------------
Herkes hesabına adam kayırır,
Torpile gücendim Bey’e küstüm ben.
Çoğu siyasetten karnın doyurur,
Kendini beğenmiş Bey’e küstüm ben.
--------------------------------
           
TOPLUMSAL İÇERİKLİ
                  
ÖVGÜ ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali’nin (6) şiirinde toplumsal konuları oldukça doğal bir gözlemle ele aldığını görüyoruz. Sanatçı hayata eldivensiz dokunur, ifadesindeki somutlaşmaya paralel bir yaklaşım içindedir. Kötüyü, iyiyi, olumluyu, olumsuzu kendi çıkarımlarına göre dile getirmekten çekinmez.
    Âşık Ali sosyal yapı içerisinde kadınların aldığı rolü şiirlerinde takdirle ortaya koyar. Âmir veya memur konumundaki bürokratların halka yakın ve yatkın davranışlarını da şiirlerinde övgüyle işler. Âşığın aşağıdaki şiirleri bu duygu ve anlayıştadır. Ali bu şiirinde Çağlayancerit bölgesindeki bayanların gönül dünyalarını ve hangi iş kollarında çalıştıklarını anlatmaktadır.
-----------------------------
Çalışırlar kışın yazın,
Mevla’ya eder niyazın,
Geçirmez vakit namazın,
Bizim köyün hanımları.
-----------------------------
   Şair bu şiiriyle ilçeyi ziyaret eden Milletvekilleri ve mülkî amirleri selamlamaktadır.
----------------------------
Açtı ilçemin gülleri,
Bal gibi tatlı dilleri,
Sayın milletvekilleri,
İlçemize hoş geldiniz.
----------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde bir devlet dairesinde çalışanlardan görmediği hizmetten duyduğu rahatsızlığı dile getirmektedir.
----------------------------
Beni baştan atma köylüyüm diye,
Hele git yarın gel deme memur bey,
Zorluk çıkartırsın bilmem ki niye,
Hele git yarın gel deme memur bey.
-----------------------------
         
İLETİŞİM ARAÇLARIYLA
                 
İLGİLİ ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali’nin iletişim araçlarıyla ilgili 13 şiiri var. İş yaşamında elektrikçi ve elektronikçi olduğu için tüm teknolojik araçlara ilgi duymaktadır. Ancak iletişim araçlarına olan ilgisi çok daha öndedir. Kendi işyerine kendi telesekreter telefonu’nu yapması, ilçede kurduğu radyodan yıllarca müzik yayını yapması iletişime olan ilgisinin açık bir göstergesidir.
Bir vesileyle tanıştığı, derin bir saygı dostluk bağıyla bağlandığı Hasan Üstgül, Ali’yi internetle tanıştırarak kendi ifadesiyle onun dünyaya açılmasına öncülük etmiştir.
    Ali aşağıdaki şiirlerinde dostu Hasan Üstgül’e saygı ve teşekkürlerini dile getirmektedir. Âşık Ali adeta hayatının akışını değiştirdiğini düşündüğü, bilgisayar ve internet adına her şeyi öğrendiği Hasan Üstgül’le tanışmasını şöyle ifade eder:
------------------------------
Belli ki bir dostum aracı olmuş,
Benim adresimi onlardan almış,
Âşık Ali’m dilek yerini bulmuş,
Ben ömrümde böyle bir dost tanıdım.
------------------------------
    Ali’yi bilgisayarla tanıştıran, öğretmenlik yapan Hasan Üstgül’e minnetini bu şiirinde içtenlikle ifade eder:
------------------------------
Bakımsızmış memleketin doğusu,
Hasan Üstgül sayesinde öğrendim.
Klavye monitör ve de Maos’u,
Hasan Üstgül sayesinde öğrendim.
------------------------------
   Yüksek mühendis olan Hasan Üstgül’ün kendisine web sitesi kurmasına bir şiirle karşılık verir:
------------------------------
Hazırlamış web sitemi,
Erinmeden Hasan Üstgül.
Yormuş nazik ellerini,
Çok çalışmış Hasan Üstgül.
-------------------------------
    Âşık Ali internet dünyasında inceleyip beğendiği bir kültür, sanat ve edebiyat sitesini bir şiirle sanat ve şiir severlere önermektedir.
-------------------------------
Şairiyle yazarıyla,
Bakan baykuş nazarıyla,
Kültür sanat pazarıyla,
Selam antoloji com’a.
---------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde internette çok beğenip takdir ettiği bir şiir sitesindeki aksaklıkların giderilmesini istiyor.
--------------------------
Antoloji com’dur adı,
Yolum buraya uğradı,
Bitsin şairin feryadı,
Niçin bunlar sezilmiyor.
---------------------------
    Ali bu şiirinde internette sıkça karşılaşılan zararlı yazılımlardan şikâyet eder.
---------------------------
Bir virüsle karşılaştım,
Beyler gözüm korkar oldu.
Olup bitenlere şaştım,
Beyler gözüm korkar oldu.
----------------------------
     Şair bu şiirinde dünya kadınlar gününü hatırlatarak bu özel günü kutlamaktadır.
-------------------------------------
Bol olsun neşesi olmasın hüzün,
Dünya kadınları övülsün bugün.
Dünyaları değsin o gülen yüzün,
Dünya kadınları övülsün bugün.
-------------------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde özel günlere olan ilgisini ortaya koymakta, yılbaşı kutlaması yapmaktadır.
-----------------------------
Bir sözüne bin söz ekler,
Şair şiir onay bekler,
Dünyaya gelen bebekler,
Yeni yılınız mutlu olsun.
--------------------------------
         
YERLEŞİM MEKÂNLARINA
                       
DAİR ŞİİRLER
    Âşık Ali (26) şiirinde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş’ın il ve ilçelerini coğrafi ve kültürel olarak tanıtır.1970’te askerlik sonrası Çağlayancerit’e gelip yerleşinceye kadar, Türkiye’de birçok il, ilçe dolaşmış bir gezgin gözlemciliğiyle gördüklerini şiirleriyle dile getirmiştir. Âşık bu konuda da sadece beğenilerini değil yer, yer eleştirilerini de sıralamıştır. Yerleşim mekânlarına dair şiirlerinde bir defa bile olsa yolunun düştüğü il ve ilçelerin adlarını şiirlerinde kayıt altına almaktadır.
   Âşık Ali Kahramanmaraş ve ilçelerinin engebeli coğrafî yapısını, mevsimlere göre karlı, çiçekli, yeşil örtüleriyle tasvir etmektedir. Şiirlerinde, bölgenin yemeklerinden, özellikle tarhanadan, güllerinden, halkın kahramanlığından, yöresel Halk deyişlerinden övgüyle söz etmektedir.
------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde, gördüğü şehirlere ve ilçelere dair görüşlerini, kendisinde uyandırdığı düşüncelerini özenle bir dille ifade eder.
-------------------------
Gölbaşı Bolvadin Gerger Çelikhan,
Kadirli Karataş Asmaca Kozan,
Burada yaşadı büyük bir ozan,
Adana Adıyaman Afyon ne güzel.
--------------------------
    Alttaki şiirinde Beydağı’nın köylerinin konumunu, Halk’ının dürüstlüğünü, eğitime verdiği önemi anlatmaktadır.
--------------------------
Beydağı’mız kasabalar kıralı,
Her yerde söylenir ünün Beydağı.
Tüm köylerin birbirine Ulalı,
Asla unutulmaz dünün Beydağı.
---------------------------
    Ali bu şiirinde soğuk sularıyla, serin havasıyla, güzel manzarasıyla halkın rağbet ettiği yaylalardan söz etmektedir.
-------------------------
Hazırlanın biz de gedek,
Yaylalara, yaylalara.
Uzaktan bir seyran edek,
Yaylalara, yaylalara.
--------------------------
     Alttaki bu şiirinde Erzurum’un çetin kış şartlarından bıkıp usanan Ali baharı görmeden kaçmak istemektedir.
--------------------------------
Koklamak istemem senin gülünü,
Bana çektirdiniz bunca zulümü,
Anam babam bekliyorlar yolumu,
Bırak da gidelim Erzurum beni.
--------------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde baharla birlikte Cerit’in dağlarında öten kuşlardan, meyvelerinden, söz etmektedir.
----------------------------
Diyemedim şu dilimin ucunda,
Aklıma bir sözü gelir Cerit’in,
Elbette yaz olur kışın sonunda,
Aklıma baharı gelir Cerit’in.
------------------------------
    Hayatın zorluğu ve geçiciliğine dair şiirleri
bu şiirinde verilen sözlerin tutulmamasından yakınmaktadır.
--------------------------
Zalim felek bir ok vurdu sineme,
Verilen söz ulaşmadı yerine,
Derdimizi yetkilinin birine,
Açamadık açmamıza az kaldı.
-------------------------------
    Âşık bu şiirinde ekonomik zorluklarla mücadelesini dile getirmektedir.
---------------------------
Bir inek var üç beş tavuk,
Cevizim var kökü kovuk,
Kalorifer yok evim soğuk,
Tenekedir sobam Hasan.
----------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde yaşadığı olaylar karşısında fiziksel ve ruhsal bakımdan karşılaştığı zorluklardan söz etmektedir.
------------------------------
Evvel neşeliydim çalar söylerdim,
Yıllar yılı böyle bitmedi derdim,
Noldu birdenbire kilolar verdim,
Yaşlı delikanlı oldum bu sene.
-----------------------------
    Âşık bu şiirinde yaşamın kendisine gülmeyişini sitemli bir şekilde dile getirmektedir.
------------------------------
Sen anamdan doğduğum gün ağlattın,
Ulan dünya bir gününü görmedim.
Yaktın yüreğimi nara dağlattın,
Yalan dünya bir gününü görmedim.
------------------------------
    Ali kaybettiği yakınları ve sevdikleri için (9) şiir kaleme almıştır. Âşık Ali bu şiirini trafik kazasında kaybettiği bir yakını için yazmıştır.
-----------------------------
Şu seksen altı senesi,
Kara geldin başımıza.
On üç Eylül Cumartesi,
Zehir kattın aşımıza.
----------------------------
    Şair bu şiirinde annesinin vefatıyla yazdığı üzüntüyü ve içine düştüğü boşluğu dile getirmektedir.
----------------------------
Noldu canım anam noldu,
Sarardı gül benzin soldu,
Uyan da bak benim anam,
Hısımların sana geldi.
-----------------------------
    Âşık bu şiirinde Alparslan Türkeş’in vefatını üzüntüyle tarihe şiirle not düşmektedir.
------------------------------
Sene bin dokuz yüz doksan yediydi,
Ağladılar Başbuğ’umun ardından.
Ölümün sebebi kalp kriziydi,
Ağladılar Başbuğ’umun ardından.
-------------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasıyla hayatını kaybetmesinden sonra milletçe duyulan üzüntüyü dile getirmiştir.
--------------------------------
Keş dağına düştü enkaz,
Üç gün kaldı orda en az,
Üşüyordun hava ayaz,
Yaktın bizi Muhsin Başkan.
-------------------------------
Vadeniz yetti Maraş’ta,
Bir hüzün oldu Sivas’ta,
Büyük Türk Millet’i yasta,
Yaktın bizi Muhsin Başkan.
-------------------------------
               
GURBET ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali’nin (6) gurbet şiiri vardır. Bu şiirlerini derin bir memleket özlemi ve sevgisiyle yazmıştır. Gurbet şiirleri Âşık Ali bu şiirinde değişimin kendisini öz yurdunda düşürdüğü gurbet acısını dile getirir.
-------------------------------
Gurbetten köyüme döneyim dedim,
Köyde yer kalmadı dediler bana.
Eşi dostu sordum sual eyledim,
Sordukların gitti dediler bana.
-------------------------------
    Şu şiirinde gurbettekilere ilçede olup bitenleri haber vermektedir.
--------------------------------
Biraz kulak ver de dinle sözümü,
Dostlar nasıl arz etmeyim sılayı.
Meyve olgunlaştı yetti üzümü,
Bağlar nasıl arz etmeyim sılayı.
--------------------------------
    Ali bu şiirinde gurbetten dönme duygusuyla gönlünden geçen karlı dağları aşma fikrini dile getirmektedir.
--------------------------------
Gurbet elde ateş düşer özüne,
Karlı dağlar yol görünür gözüne,
Bir dediği uymaz öbür sözüne,
Dost ile arayı bozanlar oldu.
-------------------------------
             
OTOBİYOĞRAFİ ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali şiirleriyle kendisini tanıtmaktadır. Bu şiiri otobiyografi niteliği taşımaktadır.
-----------------------------
Sene bin dokuz yüz kırk sekiz,
Şubat benim doğum ayım.
Soyadımız Ataş bizim,
Tabanlıdır soyum benim.
-----------------------------
    Bu şiirinde dostlarına karşı ilgili ve alçakgönüllü olduğunu dile getirmektedir.
------------------------------
Şaka etmem kesin olur kararım,
Kimi görsem hemen hatır sorarım,
Fırsatın bulursam boynun kırarım,
Bir dostu incitmem mümkün oldukça.
-------------------------------
                 
TAŞLAMALAR
    Ali’nin kişisel duygu ve durumlarla ilgili (4) taşlaması bulunmaktadır. Maraşlılar genelde ede lafını çok kullanırlar Bu taşlama kendisini dava eden ağabeyine yazmıştır.
----------------------------
Aklın fikrin nerde senin
Söyle sene Ahmet Ede
Hiç bitmedi bana kinin
Biz kardeşiz Ahmet Ede
-----------------------------
    Şair bu şiirinde işinden memnun kalmadığı bir bahçıvana pişmanlığını ifade etmektedir.
----------------------------
Üç cevizi aşıladın tutmadı,
Bu ağaçlar ceviz vermez aşıcı.
Otuz ışkın taktın biri açmadı,
Bu ağaçlar ceviz vermez aşıcı.
-----------------------------
          
AŞK VE SEVGİYE DAİR
                 
GÜZELLEMELER
     Şiir örnekleri tasnif edilerek aşağıda verilmiştir.
Âşık Ali (14) şiirinde aşktan ve sevgiliden söz etmektedir. Ataş bu şiirlerinde bir taraftan aşkın kendisini düşürdüğü durumları tasvir ederken diğer taraftan sevgilinin güzelliklerini abartılı bir dille betimlemektedir. Alttaki şiirinde karakaşlı, kara gözlü, ince belli ve güzelliği herkesin dilinde olan bir sevgiliden söz etmektedir.
-------------------------------
Kudretten çekilmiş karadır kaşı,
Böyle bir güzelin sevdalısıyım.
Gelin olma çağı on sekiz yaşı,
Böyle bir güzelin sevdalısıyım.
--------------------------------
    Ali bu şiirinde sevgilinin karşılık vermemesi nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığından, kaybolan itibarından söz eder.
----------------------------
Aman beyler bir güzele vuruldum,
Birden kendisine kul etti beni.
Arkasından baka baka yoruldum,
Külhana serilmiş çul etti beni.
-----------------------------
    Şair bu şiirinde Bozlar köyündeki güzelleri hem güzelliğiyle hem de sahip oldukları mekânlarıyla tasvir eder.
--------------------------
Bahçesinde dolu erik,
Biz güzele güzel Derik,
Sanki kınalı bir ferik,
Bozlar köyünün güzelleri.
-----------------------------
            
SEVGİYE DAİR TAŞLAMA
                       
VE SİTEMLER
    Âşık Ali Ataş’ın (15) şiirinde sevgiliye dair taşlama ve sitemleri yer almaktadır. Şiirlerinde sevgilinin vefasızlığından, acımasızlığından ve duyarsızlığından yakınmaktadır. Bu şiirinde sevgilinin kendisini yalancılıkla itham etmesine itiraz eder ve sevgilinin aşkından düştüğü kötü durumu dile getirir.
---------------------------------
Ne dedim de yalan çıktım sözümden,
Ağladıkça kan yaş gelir gözümden,
Resmine baktıkça yandım özümden,
Sen de benim gibi yan Leyla, Leyla.
--------------------------------
    Bu şiirinde sevgilinin kendisine karşılık vermedeki insafsızlığından yakınmaktadır.
-------------------------------
Yok, muydu sevdiğim iman eseri,
Yapılmış işime vurdun keseri,
Bazı divaneyim bazı serseri,
Varıp bir köşede duramıyorum.
-------------------------------
    Ataş bu şiirinde aşkında duyduğu pişmanlığı dile getirmektedir.
-------------------------------
Mecnun oldum aklım gelmez başıma,
İlk görüşte seni sevmez olaydım.
Bilmiyorum nerden çıktın karşıma,
Seni sevip gönül vermez olaydım.
-------------------------------
               
ŞAİRLERE DAİR ŞİİRLERİ
     Âşık Ali’nin şairler için yazdığı (59) şiiri bulunmaktadır. Bölgeden tanıdığı veya özellikle internet sitelerinde şiirlerini görüp beğendiği şairlere takdirlerini şiirle ifade etmiştir. Bazen şiirden bir mektupla onlarla iletişim kurar. Ancak özellikle Çağlayancerit ve çevresinden bazı Âşıklarla rekabete girdiği ve bunları zaman, zaman sert biçimde eleştirdiği de görülmektedir.
     Tanıdığı ve takdir ettiği şairler için yazdığı (19) şiiri bulunmaktadır. Aşıklar dan çoğunlukla beklenenin aksine bir atışma havasında, diğer Âşıkları rakip görerek eleştirmek yerine onlar için güzellemeler sıraladığı görülür. Şairlere dair övgü şiirlerinden bazıları internette okuduğu bir şiirle tanıdığı Adanalı bir şaire takdirlerini bu şiirle sunmaktadır.
--------------------------------
Evvelki gün internet’te gezerken,
Zincirkıran’a ait bir şiir gördüm.
Şiir sayfaların tek tek süzerken,
Maraş’a yazılmış bir şiir gördüm.
-------------------------------
Bu şair kim dedim tanışsak bari,
Köyü yeşil bahçe Adana’ymış diyarı,
Zincir kırmak elbet bir yiğit karı,
Hayal zannederdim gerçeği gördüm.
-------------------------------
    Şair bu şiirinde sanal ortamda kendisine şiir gönderen Tülay Hanım’a teşekkür etmektedir.
----------------------------------
Değerli şairim Tülay Hanım’a,
Cevap verdiği için teşekkür ettim.
Güzel sözler çok yakışmış şanına,
Şiir yazdığı için teşekkür ettim,
------------------------------------
    Ali bu şiirinde üstat kabul ettiği Abdurrahim Karakoç’a olan saygı ve bağlılığını dile getirmektedir.
----------------------------------
Büyük bir şairdir sever sayarım,
Karakoç’a saygılıyım saygım var.
Telefonla arar hatır sorarım,
Bu üstada saygılıyım saygım var.
-----------------------------------
Bir insanoğluna değmez nazarım,
Böyle Şairlerle benim pazarım,
Ben bu dosttan ilham alır yazarım,
Üstadıma saygılıyım saygım var.
-----------------------------------
     Şairin bu şiirinde Abdurrahim Karakoç’tan mektupla
şiir göndermesini istemektedir.
----------------------------
Değerli Karakoç canım üstadım,
Karakoç’um yazmıyorsun sustun mu?
Göklere çıkardı bazen feryadın,
Karakoç’um yazmıyorsun sustun mu?
------------------------------
    Birçok şiirinden ilham aldığı bir üstat kabul ettiği Abdurrahim Karakoç’a yapmak istediği bir ziyaretten söz etmektedir.
-----------------------------
Alırım abdesti kılarım namaz,
Ol yüce Mevla’ya ederim niyaz,
Hak nasip ederse gelirim bu yaz,
Hasretin bağrımı deldi Karakoç.
-------------------------------
          
ŞAİRLER MEKTUP TARZINDA
                     
YAZDIĞI ŞİİR’LER
    Âşık Ali (17) şiiriyle özel bir mektubun içtenliğini taşıyan dörtlükler söylemiştir. Şiirlerinde haber alma, haber sorma; hal hatır sorma gibi maksatlar taşıdığı görülmektedir. Âşık Ali’nin Âşık Kâmil Tezerdi’ye yazdığı mektup
tarzındaki bir şiiri.
----------------------------
Beni dinle Kâmil gardaş,
Ne var ne yok anlat hele.
Konuşalım yavaş yavaş,
Ne var ne yok anlat hele.
----------------------------
         
ŞAİRLERE DAİR TAŞLAMA
               
VE SİTEM ŞİİR’LERİ
    Şairin bu grupta değerlendirdiğimiz (24)şiiri bulunmaktadır. Bu şiirleri, aynı ortamlarda yapılan atışmalar yerine, günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasının ve kendisinin de bunları çok iyi kullanmasının bir sonucu olarak farklı ortamlarda aslında daha özgürce yapılan atışmaların ürünüdür. Âşık tepkisini çeken bir şaire eleştiri oklarını yöneltmektedir.
-------------------------------------
Şiir yazmak değil hep alay eyler,
Nerde yalan varsa bulur ve söyler,
Bu ağa bu sözleri hak etti beyler,
Bu dost kendisini ağa mı sanmış.
-------------------------------------
Bana on çekermiş söze bak söze,
Davet ederim de gelmez yüz yüze,
Kötü söz söylemek yakışmaz bize,
Bu adam kendini hatip mi sanmış.
------------------------------------------
    Bu şiirinde takdir ettiği bir şairin sanal ortamda kendisine yeterince zaman ayırmadığı için dikkatini çekmektedir.
-----------------------------
Bakıyorum işin gücün haşarı,
Yaptığın işlerde yoktur başarı,
MSN’ yi kapatıp çıktın dışarı,
Benimle arayı bozarsın neden.
------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde atışma yapma isteğine karşılık vermeyen bir şaire seslenmektedir.
-------------------------------
Ben bir şair arıyordum Allah’tan,
Meslektaşım kaçmaya mı başladın.
Azabı çok sakınırım günahtan,
Şair dostum kaçmaya mı başladın.
-------------------------------
     Ataş bu şiirlerinde örnek şiirlerde de görüldüğü gibi “işini iyi yapan herkesi” takdir etmekte ve ön plana çıkarmaktadır. Ali Onaran ismindeki köy muhtarına övgüler sunar.
--------------------------------
Engel olanlara vermedi aman,
Özünde doğruluk göğsünde iman,
Bir devlet adamı geldiği zaman,
Ziyafet sofrasın serdi Cerid’e.
--------------------------------
    Âşık Ali bu şiirinde öğretmenine duyduğu minnettarlığı dile getirmektedir.
-----------------------------
Cehalet zincirin kırdım,
Aydın kişi olmak derdim,
Bana büyük emek verdin,
Sağ ol canım öğretmenim.
-------------------------------
    Şair bu şiirinde ilçe kaymakamına duyduğu sevgiyi dile getirmektedir.
---------------------------------
Bu halk sizi çok seviyor duy inan,
Beş vakit duada dilimiz her an,
Herkes size diyor mülayim insan,
Allah sizi hiç yormasın Olgun Bey.
----------------------------------
    Âşık Ali bu şiirini uzaktaki yaşça büyük bir yakınına cevap olarak yazmıştır.
---------------------------
Sarı zarfla gönderdiğin mektubu,
Seçkin mobilyadan aldım bilesin.
Büyüğüme karşı yapmam kusuru,
Düşünüp fikire daldım bilesin.
-----------------------------
Sen iyi bir dostsun yakınsın cana,
Gel muhabbet eyleyelim yan yana,
Sitemli söz söyler miyim ben sana,
Kelimeleri özenle seçtim bilesin.
------------------------------
     Ali şikâyetlerini haberlerini Hasan’a anlatarak temel ihtiyaç malzemelerine gelen zamları haber vermektedir.
-----------------------------
Şayet bizi sorup sual edersen,
Zam feleğimizi şaşırttı Hasan.
Deli dersin dertlerimi söylersem,
Bunlar aklımızı kaçırttı Hasan.
-----------------------------
Yok dediler elektriğe zam geldi,
Oduna kömüre tüpe tam geldi,
Emlak su parası çöp borcu geldi,
Bize boynumuzu kaşıttı Hasan.
-----------------------------
    Âşık Ali “Emmoğlu” hitabıyla bölgede olup bitenlerden haber vermektedir.
----------------------------
Balıkları öldü Büyük Pınar’ın,
İki yıldır bitmedi bu onarım,
Tarih yok edildi ona yanarım,
İlçedeki Hizmete bak efendi.
----------------------------
     Şairimiz bu şiirinde kendisine uzun süre mektup göndermeyen bir dostundan mektup yazmasını talep etmektedir.
-----------------------------
Yıllardır durmadım ileri koştum,
Elimde sazımla söyledim coştum,
Sen yeter ki gönder o gelir dostum,
Kargo almıyorsa PTT alır.
------------------------------
    Âşık Ali’nin bu grupta değerlendirdiğimiz (29) şiiri bulunmaktadır. Şiirlerinde kendi çocuklarından başlayan kademe, kademe, akraba ve tanıdıklarına sitemlerini eleştirilerini sıralamaktadır. Bu şiirinde isim vermeden bir yurttaşı ağır şekilde eleştirmektedir.
---------------------------------
Yaptığım işlere aklın ermemiş,
Seher vakti esen yele benzersin.
Allah boy vermiş de akıl vermemiş,
Direğe çekilen tele benzersin.
----------------------------------
Alttaki şiirinde ya genele yada evlatlarından birine sorumsuzlukları nedeniyle sitemlerini dile getirmektedir.
---------------------------------
Vallahi dünyamı başıma yıktın,
Beni bu yaşımda erittin oğul,
Faydanı görmedim hayırsız çıktın,
Sen beni bu yaşta çürüttün oğul.
----------------------------------
                 
DOSTLARINA DAİR
                     ÖĞÜT ŞİİR’LERİ
    Âşık Ali’nin bu grupta (11) şiiri yer almaktadır. Bu şiirlerini zaman, zaman gerçek kişilere atfen yazarken, zaman, zaman da seçtiği bir ismi veya unvanı muhatap alarak şiirleriyle temelde topluma nasihat etmektedir. Şair bu şiirinde insanları duyarlı, hoş görülü ve sabırlı olmaya davet etmektedir.
------------------------------
Her konuda duyarlı olmalı insan,
Dilerim birbirin kırmasın insan,
Bir aksilik olup kararsa dünyan,
Sen de tutacak dal ararsın beyim.
------------------------------
    Âşık bu şiirinde birlik ve beraberlik vurgusu yapmaktadır.
------------------------------
Tüm insanlar vermelidir el ele,
Arada bir kopmamalı velvele,
Halin vaktin nasıl de söyle hele,
Çırpınıp durursun biçare adam.
----------------------------
    Ali bu şiirinde yerli yersiz konuşan bir tanıdığını yöresel bir hitapla uyarmaktadır.
----------------------------
Sana diyeceğim tek bir kelime,
Öyle bilir bilmez laflar eyleme,
Büyük lokma ye de büyük söyleme,
Ona buna gülermişsin doğrumu.
-----------------------------------
             
BEDDUA ŞİİR’LERİ
    Ali Ataş’ın bu grupta değerlendirdiğimiz (11)şiiri bulunmaktadır. Bu şiirleriyle Nef’i’yi hatırlatmaktadır. Ataş’ın bu şiirlerini nedenler-sonuçlar bağlamında yazmıştır. Şair, bir bakıma bu yanlışları yapıyorsun dolayısıyla bu sözleri hak ediyorsun, diyor. Bu şiirinde taşlamanın kar etmeyeceğini düşünerek kargışlamadan başka çare kalmadığını göstermeye çalışıyor.
-----------------------------
Böyle arsızlara söz de kâr etmez,
Kötü sözü duyar amma ar etmez,
Elinden iş gelmez telaşı bitmez,
Ölmeye de sürünesin ne deyim.
----------------------------
    Aşığın öyle bir beddua edişi var ki bu şiiri sofrasını paylaştığı birinden gördüğü kötü tavırlar nedeniyle kendisine beddua etmektedir.
---------------------------
Ne yaptım ben sana bu garez niye,
Ağlamaktan zaman bulma gülmeye,
İki yakanız bir araya gelmeye,
Yediğin ekmeğim gözüne dursun.
----------------------------
    Bu şiirinde kendisini eleştiren bir tanıdığını hem uyarıyor hem de beddua ediyor.
------------------------------
Benden büyük taşlar düşe başına,
Yoksa uyuz musun kaşınıp durma,
Bir tas su dökerler pişmiş aşına,
Fikirden fikire taşınıp durma.
-------------------------------
  
SONUÇ
   Âşık Ali bize şiirlerinde, yöresinin ekonomisini, sosyolojisini, psikolojisini tanıtmakta, folklorumuzdaki ve kültürümüzdeki incileri toplamaktadır. Bunların farkında olmalıyız.
   Hayatı, sanatı ve eserlerini incelediğimiz Âşık Ali Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesindendir. Hayatının ilk yıllarını köyünde geçirmiş ve daha sonra gurbete gitmiş. Gelenek özelliklerinden olan saz eşliğinde irticalen şiir söyleme becerisine sahiptir.
    Âşıklık geleneği içinde şiir söyleyerek özellikle bu tarz bilimsel çalışmalarla edebiyat tarihinin sayfalarına girilebileceğini öngördüğü için bölgedeki arkadaşlarını âşık tarzı şiir geleneği içinde yer almaları konusunda teşvik eder, kendi web sitesinde onların biyografilerine ve şiirlerine yer vererek destek olur.
-------------------------
    Şairin elimizdeki (532) şiirinden (20)’si millî; (9)’u dinî; (177)’si sosyal; (26)’sı tabiatla ilgili; (124)’ü ailesi ve diğer kişilerle ilgili; (29)’u aşk-sevgili-güzellik; (59)’u şair dostlarıyla ilgili, (88)’i kişisel durum ve duygularla ilgili konulardan oluşmaktadır. Âşıklık geleneğinin günümüz temsilcilerindendir ve şiirlerinde geleneğin hususiyetleri yer almaktadır. Ali dışa açık bir şairdir.
--------------------------
    Âşık edebiyatının şekil ve tür hususiyetlerinin tüm mahiyetlerini bilmekten ziyade şekil ve türleri geleneğe dayalı, gelenekten öğrendiği gibi kullanmaktadır. Şiirlerinin tamamı koşma ve semai tarzındadır. En çok kullandığı türler taşlama, öğüt ve güzellemedir. Şairin şiir dili sade halk dilidir. Yöresel kelimeler, söz kalıpları şiirlerde kullanılmıştır.
Âşık, halen Çağlayancerit’te ikamet etmekte şiir ve makaleler yazmaya devam etmektedir.
-------------------------------------

     Salim Bey’in biyografimden ve şiirlerimden yararlanarak tezini yazdığı kıymetli zamanını harcayarak hayatımı ve tüm şiirlerimi baştan sona incelemiştir. Değerli eğitimci yazarın tezinden seçtiğim satırlardan oluşan bu sayfa için (Salim Ulu Bey’e) sonsuz teşekkürlerimi sevgilerimi sunuyorum.
                                            ----------------------
                                             Eğitimci -Yazar
                                                 Salim ULU

Hiç yorum yok: