KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Bahaettin Karakoç Cennet Dolgun Emine Demir Yusuf Şahan Sultan Kaya Hatice Çelik Dursun Elmas Yanık Osman Mehmet Uyan Hüsne Önaran Süleyman Danışman Mustafa Tekin Şerif Karabıyık Kıdılı Mehmet Mustafa Yiğit Zeynep Kekil (Besi) Eşefatma Resim Fatık Kuzu Fatih Güngör (şehit) Cafar Ali Vırıt (helete) Meryem İğde Elif Keklicek Süleyman Demir Seda Güney Usta Ali Onaran Ahmet Götürmen Elif Çolak Hasan Kekil Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman

17 Eyl 2014

YAŞANMIŞ GERÇEKLER 06


         Bölüm (6)
           KALKTA SALMA:
           İki genç zamanı gelir evlenir. Kocası çok kıskançmış hanımını evden dışarı çıkartmazmış anasına babasına bile göndermezmiş. Bu kıskançlık evlilik boyu devam etmiş.Yaşları ilerler. Artık 70 80 yaşlarına gelir. Hanım bir gün beyine “Sen neden bu kadar kıskançsın.Yeter artık Allah’tan Kork.” der.           Kocası “seni çok sevdiğim için kıskanıyorum ne var bunda” der. Hanım kocasına  “Benden evvel ölürsen sana yapacağımı ben biliyorum.” der. Kocası “Ne yapacaksın hanım?” der. Hanım “O benim bileceğim bir şey.” der. Gün gelir Kocası ölür. Kadın Mezarlığa ziyarete gider. Duasını okur ayaklarını yere döver “anamgile gidiyorum kalkta salma sene” der.
         --------------------------------
         KALKTA TOPLATMA:
         Yaşlı bir adamın üzüm bağının etrafında badem ağaçları varmış. İki tane genç çocuk aralarında, ‘’Gidelim falanın bademlerinden Çağla toplayalım.’’ demişler. Bağ sahibi devamlı bademlerini bekliyormuş. Çocuklar varır doğrudan ağaçlara tırmanır çağla toplamaya başlarlar. O arada yaşlı adam gizlice gelir, çocukları ağacın başında yakalar. Onları aşağı indirip iyice döver. Çocuklar ağlayarak evlerine giderler. Yaşlı adamın vadesi yakınmış. Bir hafta sonra ölür.Daha cenazesi kalkmadan çocuklar gider adamın bademlerinden birer poşet çağla toplarlar. ‘’Kalk da toplatma!’’ derler.
        --------------------------
        KIRMIDIN GÖLÜ:
        Öğretmen sınıfta bir öğrencisini tahtaya kaldırır. Öğrenciye “Türkiye’nin en büyük gölü hangisi?” der. Öğrenci hiç tereddüt etmeden “Kırmıdın gölü öğretmenim” der. Sınıftakiler kahkahayla gülerler. Öğrenci “Ne gülüyorsunuz gidin bakın Kırmıdın Gölü ne kadar büyükmüş siz de görün.” der.
        -----------------------------
        KIŞA GETİRSEYDİ:
        Daşo dedenin tükenmez hikâyelerinden biri daha. Mevsimlerden Temmuz. Ekinlerin hasat zamanı, havalar sıcak. Ramazan ayı yaz mevsimine rastlar. Daşo dedemiz çocuklarıyla, tarlaya ekin biçmeye gider. Evden çıkarken cebine yiyecek bir şeyler alır. Buğday biçmeye başlarlar. Çocuklar oruç tutuyor.
          Kendisi oruçlu görünse de haliyle yaşlıdır. Oruç tutamaz, acıkır. “Çocuklar, ben biraz yoruldum. Gidip şu ağacın altında dinleneyim.” der. Cebine aldığı yiyeceklerden yemeye başlar.
Babaları gecikince çocuklardan biri; “Babam gelmedi. Acaba uyudu mu şuna bir bakıyım.” deyip babasının yanına gider.Çocuk, babasının yanına varır “baba sen orucu yiyorsun” Deyince baba hemen cevabı yapıştırır:
          “Oğlum bunu bana söyleyeceğine Cerit’e git de İsmail Efendi’ye söyle Temmuz’un sıcağında oruç tutulmaz. Kendisine oruç gerekse orucu kışa getireydi?” der. Kaynak Kişi: Cuma Aygörmez.
       -------------------------
       KITLAMA İÇERİM:
       Muhterem Tatar Hoca bir eve misafir olur. Yemeğini yer. Çay içmeyecekmiyiz der. Çay demlenir sofraya gelir. Hoca bir bardak çaya iki şeker atar, karıştırır bir yudum alır. Peşinden iki şeker daha atar. Yine karıştırır bir yudum daha alır. İki şeker daha derken üç şeker daha atar.
        Ev sahibi “Hocam sen nasıl çay içiyorsun? bir bardak çaya dokuz şeker attın. Ciğerini yakmıyor mu?” dediğinde hoca, “oğlum ben çayı kıtlama içerim kıtlama.” der. “Benim ciğerim yanmıyor amma şekerler gittikçe senin yüreğin yanıyor” der.
       ----------------------------------------------
       KİBAR İLE GICONUN HİKAYESİ:
       Ceritli kibar Hasan ile Gıco bir eve misafir olurlar. Evin bebeği durmadan ağlıyormuş. Gıco evin hanımına “Şu çocuğunu sustur. Yoksa ben de ağlarım.” der. Hanım “Bebeği Susturamadım. Bir de sen başıma bela olma.” der. Bu söz üzerine Gıco ağlamaya başlar.
         Çocuk sesini keser, Gıco’yu dinler. Kibar Hasan, “Gıco’ya sana ne oldu sus.” dese de Gıco ağlamaya devam eder. Kibar “Niye ağlıyorsun altını mı ıslattın?” deyince. Gıco “Pekmez canım istiyor.” der.Ev sahibi hanım bir tepsi pekmez getirir. “Al da zıkkımlan.” der.
       Pekmez gelir bir tepsi de. “Yoğurt istiyorum.” der. Yoğurtta gelir. Gıco pekmezi yoğurdu yer. “Doymadım” deyip bir daha ister. Bir tepsi pekmez, bir tepsi yoğurt daha gelir. Gıco “Ben böyle yemem. Yoğurdu pekmeze katın.” der. Yoğurdu pekmeze katarlar.Gıco bu sefer
        “Pekmezden yoğurdu seçin yoksa yemem.” der. Kibar Hasan “Yoğurt pekmezden seçilmez. Yiyorsan ye yoksa ben yiyeceğim.” der. Gıco “Olmaz seçeceksiniz.” der. Kibar Hasan pekmezi, yoğurdu, alır Gıco’nun başından aşağı döker. “İşte şimdi yoğurdu pekmezden seçtik.” der.
              ----------------------------
            KİM OLSA O OKUR:
            Okuma yazması olmayan Ceritli Ahmet amca,
Kahvehanede vakit geçirirken masadaki gazete gözüne ilişir. Gazeteyi alır tersinden bakar. Bunu gören bir Vatandaş “Ahmet amca sen gazeteyi tersinden okuyorsun. Öyle gazete okunmaz.” der.Ahmet amca pişkin bir şekilde “Doğrusuna kim olsa okur. Maksat benim gibi tersinden okusunlar.” der.
         ---------------------------------
         KOMUTANIYIN ADI NE?
         Bir sabah komutan alayda mıntıka temizliği yapan
Askerlerden birini yanına çağırır. Tesadüf mü bilinmez. Komutanın çağırdığı asker Ceritlidir. Cerit’li asker Komutanın karşısına dikilir. Komutan, askere
         “Tümen komutanıyın adı ne?” der. Asker “Bilmiyorum” der. “Sen nasıl askersin? Komutanıyın adını bilmezsin.”der ve askeri azarlar. “Hadi git” der. Asker iki adım atar geri döner. Komutan, “Ne var?” der. Asker “Komutanım bizim köyün muhtarının adı ne?” der.  Komutan, “Ben sizin köyün muhtarının adın ne bileyim.” deyince Meşko, “Komutanım ben sizin tümen komutanınızın adını nerden bileyim?” der.
-------------------------------
Devamı bölüm 7 de


Hiç yorum yok: