KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Bahaettin Karakoç Cennet Dolgun Emine Demir Yusuf Şahan Sultan Kaya Hatice Çelik Dursun Elmas Yanık Osman Mehmet Uyan Hüsne Önaran Süleyman Danışman Mustafa Tekin Şerif Karabıyık Kıdılı Mehmet Mustafa Yiğit Zeynep Kekil (Besi) Eşefatma Resim Fatık Kuzu Fatih Güngör (şehit) Cafar Ali Vırıt (helete) Meryem İğde Elif Keklicek Süleyman Demir Seda Güney Usta Ali Onaran Ahmet Götürmen Elif Çolak Hasan Kekil Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman

23 Eyl 2014

CERİTTE BİR OZAN

                           
                 ÇAĞLAYANCERİT’TE BİR OZAN
                                   Bir fener alda eline
                                   Vur karanlığın beline
                                   Bak şu köyün ozanına
                                   Hoş mu dur hoş değil midir?
      İlçemizin medarı iftiharı, Ozan, şair, sanatçı abimiz, mahlası ile Âşık Ali, ismiyle Ali Ataş hakkında bir şeyler söylemek çoktandır aklımdaydı. Çocukluğumdan beri onu tanır uzaktan icraatlarını takip eder hayran kalırdım. Belki kendisi bunu bilmiyordu. Benim gibi birçok gizli takipçisi de vardır veya olmuştur.
      1970 yıllarında kapalı bir yer olan köyümüzde her yenilik, her farklı şey herkes gibi benimde dikkatimi çeker ve ilgiyle takip ederdim. Bu yenilik öncülerinden biride şüphesiz Ali Ataş’tı. Ben onu bazen fotoğrafçı, bazen elektronikçi, bazen şair, bazen ozan olarak görürdüm. Yaptıkları hoşuma giderdi. Biz ilkokuldayken bizim vesikalık resmimizi çekmişti. Fotoğrafçılık o zamanlar çok ilgi uyandırırdı. İnsanların hoşuna giden bir olaydı.
----------------------------------------------------------
    Cerit’in ilk fotoğrafçısı. Diyebilirim. Ali abiyi fotoğraf makinesi elinde kutlama programlarında veya bir açılışta. Kamerası omzunda düğünler de görürsünüz. Kâh sazıyla bir mecliste ya bir şölende düğünlerde 23 Nisan çocuk bayramı okullarda çalar söylerdi. Kendisi atışmacı bir şairimizdir. Onun tükenmez maharetleri varda esas mesleği elektronikçi. Radyo ve televizyon tamirciliğini kitaplar okuyarak kendi kendini yetiştirmiştir. Kendi ustası kendisidir.
---------------------------------------------------------
Kendisinin imal ettiği radyoları satardı. Kabinini ağaçtan yapardı ve çokta şık olurdu. Ben biraz elektroniğe meraklı biriyimdir. Bir keresinde Ali abiden bir radyo almıştım.
     Meraktan kurcalaya, kurcalaya bozmuştum. Bir de, daha özel radyolar yokken kendi kendine bir radyo vericisi yapmış ve radyo yayınlarını kısa dalgadan Çağlayancerit halkına dinlettirmişti. Şimdi düşünüyorum da o zamanda bu kafa, bu zekâ müthiş bir şey anlayana. Tabi zaman geçti özel radyolar başladı. Ben bir ara “Ali abi senin şu bir radyo vericin vardı ne oldu” diye yanına gidip sormuştum. O da duruyor demişti ve o vericiyi istedim, al senin olsun dedi. Bende aldım ve onu Adana’ya götürdüm. Bir süre uğraştım sonrada nasıl olduysa kaybettim. Bütün bunları niye anlatıyorum. Tabi ki hem bir anı hem Ali abi gibi bir değerin kıymetinin bilinmesini istiyorum.
       Ali Abi çok yönlü çalışkan ve zeki bir insandır. Gönül dostu bir ozandır. Gönülleri coşturan bir şairdir. Bir sevgi ve muhabbet adamıdır. Karanlığa ışık tutan bir siraçtır. Reformisttir. Milletini ve memleketini seven bir milliyetçidir. Doğru adamdır. Çağlayancerit aşığı biridir. Birçok yenilikte öncüdür. İnsanlar ondan ışık almışlardır. Ali abi okuma yeteneği olan birisi olmasına rağmen ilkokuldan sonra yoksulluk ve okumanın anlamını bilmeyenlerin ilgisizliği nedeniyle okuyamamıştır.
     Kitap okumayı seven biri olduğunu söylüyor. Hatta babasının kitaplarını yırttığını anlatır. Yüksek okul okumasa da kendisini geliştirmiş bir insandır. Elini hangi işe atsa gericilik, cahillik, yobazlık karşısına çıkmıştır.
Destekçisi olmamıştır. Hep kösteklenmiştir. Ama o sağlam iradeyle kimse baş edememiştir. O yapacağını bütün olumsuzluklara rağmen yapmıştır.
     Geriliğin ve gericiliğin hüküm sürdüğü bir devirde, o durmamış ve ilerlemiştir. Yoksulluk ve “eli baltalı” bir babaya rağmen, Çocukluğunda, zaman, zaman kendi ürettiği çamurdan radyo, tahtadan araba, bisiklet, su değirmeni, rüzgârdan elektrik üretme, saz yapma gibi icatlar onun geleceğine dair ipuçları veriyordu. Bu minyatür çalışmalarını büyüyünce bir, bir gerçekleştirmiştir. Cerit halkı için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Bu işlerden bir menfaat sağlamamıştır.
     Onun menfaati gönüllerde yaşamak olmuştur. Soyadındaki ikinci (A) harfinin soyadını kaba yaptığı gerekçesi ile onu (E) harfi yapıp nüfus cüzdanından değiştirir. Bakın onun ne kadar bitmeyen kuvvetli bir irade ve karakter, olağanüstü bir bilgi, bitmez tükenmez enerji, müthiş bir cesaret sahibi olduğunu anlayacaksınız. Biliyorsunuz günümüz bilgi, teknoloji ve iletişim çağıdır. Bilgisayar ve internet günümüzün vazgeçilmezleri arasındadır. Onun yaşındaki birçok insan bilgisayar desen ne sayıyor der, internet desen ismini telaffuz edemez, hele, hele internet sitesi desen hiçbir şey anlamazken O bilgisayarı öğrenmiş, internet sitesi kurmuş ve yönetiyor. http://atasali.blogspot.com/ sitesinden Çağlayancerit’i herkese tanıtıyor. Haberler yayınlıyor. Çağlayancerit hakkında çok kapsamlı bilgiler veriyor. Faydalı yazılar yayınlanıyor. Halkın dertlerini o güzel şiirleriyle anlatıyor. Bu site sayesinde Çağlayancerit dışında olanlar, olaylar hakkında hemen bilgi sahibi oluyor. Bu Cerit için önemli bir işlevdir. Kendisine teşekkür ediyoruz. Şimdi, ilçemiz için bu değerin kıymetini bilmemiz gerekiyor.
      O bir ozandır. O bir şairdir. O bir Sanat icracısıdır. Sanat ise var olandan kaçıştır. Olayların ve hayatın öteki yüzünü, olmayanını sunar size. Var olan zaten vardır. Arayışın bir nebze bulma hissedilişidir sanat. Kimse aradığını bulamamıştır. Sanat insanı bir nebze tatmin eder burada. İşte sanatçı bunu yapar. Şiiriyle büyüler, sazı ve sözü ile sizi başka dünyalara götürür. Kendisinin “ifadesiyle çektiğim cefalara rağmen bugün her şeyimi babama borçluyum, babam sazımı kırmasa belki evimden, köyümden çıkmazdım hayatın zorluklarını çilelerini yaşamasını bilmezdim.
      Ve şiirler yazmazdım.” Bütün mesele durmamaktır. Hayat dinamizmi gerektirir. Hayat bir hicrettir. Bir yerde çakılıp kalanlar hiçbir yere varamamıştır. Bu gün dünyanın süper gücü ABD yi yaratanlar Avrupa’dan gidenlerdir. Ozanımızda bir gurbet yaşamasaydı belki bu durumda olmazdı. Ama Ozanımızın istidadı vardı. O köyünden çıkmasa da farklı bir kulvar da yine yapacağını yapardı. Evet, gönülde aşk ve serde cefa olmasaydı ozan olabilirimiydi? İnsanı pişiren, olgunlaştıran insanın çektiği sıkıntı, çile, ızdırap, hasretlik, yokluk gibi kötü sandığımız olgulardır.
      Ozan çilekeştir. Ozan yüksek dağlar gibi başı dumanlı, gönlü ummanlar gibi engin, zihni berrak, mert ve delikanlıdır. Bir pula satmaz kendini, eğilmez haksızlık karşısında, özü ve sözü birdir. Kendisiyle barışıktır. Kendi benliğine ihanet etmez. Halkıyla hemhaldır. Fazla konuşmaz, fazla söze gerek yok dedirten birkaç mısra ile anlatır meramını. Mısralarında, şikâyet, aşk ve sevgi, ağıt, beddua, taşlama, uyarı ve öğüt, eleştiri, haksızlığa isyan, hak edene bir çift söz vardır. Ezberini bozar ezbere konuşanların. Ozan olmanın bütün özelliklerini taşır. Şimdi onun ozanlığından birkaç örnek şiiriyle yazımıza son verelim.

Çağlayancerit’i en lirik şiirleri ile yorumlar. Bir şikâyetini şöyle anlatır bir kıtada.

Yürüyen yolcuya dur diyemedim
Sen ayak uydurup yürüyemedin
Birçokların ikna eyleyemedim
İnsanları boşa yeler Cerit’in.
 
Ozanımız üstteki şiir’inde Cerit ile ilgili şikâyetlerini anlatsa da ilçe’sinin Gelişmesi için bir şiir’iyle dua etmiş.
 
Cerit seni met etmektir dileğim
Bol olsun ekinin harmanın Cerit
Ömür boyu güçlü olsun bileğin
Var olsun kolunda dermanın Cerit

Ozan yine Cerit’in makûs kaderinden şikâyetçidir. Şöyle anlatır.

Tarihlerden beri böyle
Cerit’linin kaderi bu
Hiçbir farkı yok ki köyle
Cerit’linin kaderi bu

Bütün çabalarına rağmen geri kalmışlık kaderinden kurtulamayan Cerit için kırgın, umutsuz ve küskündür.

Tembellerle vakit geçirip durdun
Hem perişan olduk sen bizi yordun.
Yenilikte hep öncüyüm diyordun
Yalan sözlerine kırgınım Cerit.

Sevdalısı yanımda yok diye Azrail’e can vermeyecek kadar sevdalıdır. Bir sevda bundan daha güzel anlatılamaz.

Azrail canımı almaya gelmiş
Yoksun diye ölemedim nazlı yar
Karlı kışlı dağlar kesti yolumu
Engel oldu gelemedim nazlı yar

Belli ki birileri mal servet sahibi olunca kendisini bir şey beller. Onlara da bir çift sözü var ozanın.

Gezdin Çukurova’larda
Su taşırdın kovalarla
Şimdi ağzın havalarda
Zengin oldum bire yavrum.

Bir beddua edişi var ki bu bedduadan sonra beddua alan asla iflah olmaz.

Dilerim evine matemler dolsun
Bağında açmasın gülleri solsun
Ayağı kırılsın gözü kör olsun
Bağımı bahçemi yolan İnsanın.

Muhsin Yazıcıoğlu’na yazmış olduğu Ağıtından bir kıta

Keş dağına imiş enkaz
Üç gün kaldı orda en az
Üşüyordun hava ayaz
Yaktın bizi Muhsin başkan

Ozanımızın Doğa sevgisi bir kıtada özetlenir.

Engizek’te rüzgâr eser
Gürler Çağlayancerit’te
Odun için ağaç keser
Körler Çağlayancerit’te


Yine ozanımız bir şiir’inde Çağlayancerit'i şöyle anlatmış.
 
Ceviz gerli, gerli yere dökülür
Güz gelince buğdayları ekilir
Yıllar kurak gider suyu çekilir
Aklıma pınarı gelir Cerit’in
 
Ozanımız bulunduğu toplumda sevilmediğini veya bazı insanlara sitem’mi etmiş
Anlamış değiliz Bakın şiir’lerinde ne diyor.
 
Bu Cerit kimseye kalmaz
Gidenlerin yeri dolmaz
Gitmeyince belli olmaz
Ben gidersem anlarsınız
 
Daha şimdi bilmezsiniz
Sanma ki siz ölmezsiniz
Seversiniz sevmezsiniz
Ben gidersem anlarsınız


Yukarıda örneğini verdiğim şiirlerden yüzlerce var. Hepside çok anlamlı ve edebi değeri olan şiirlerdir. Çok şey bu mısralara dökülmüş. Eline, yüreğine sağlık abi. Burada bu ozanımızın hakkını bir nebzecik teslim etme adına eli kalem tutan biri olarak bu yazıyı yazdım. Ali abi hakkında çok şey anlattım diyemem ama dağınık ifadelerle de olsa onun adına bir şeyler yazılması ve söylenmesi gerekirdi. O, Takdire şayan bir şahsiyettir. Bu kültür abidesi insan Çağlayancerit ve ülkemiz adına her zaman medarı iftiharımız olarak yaşayacaktır. Kendisine uzun ömürler diliyorum.
----------------------------
Araştırmacı Yazar Mehmet Bahçe

Hiç yorum yok: