KAYBETTİKLERİMİZ
KAYBETTİKLERİMİZ
Mustafa Ünal Mahmut Hüseyin Fatma Sakallı Meryem Kelleci Bahaettin Karakoç Cennet Dolgun Emine Demir Yusuf Şahan Sultan Kaya Hatice Çelik Dursun Elmas Yanık Osman Mehmet Uyan Hüsne Önaran Süleyman Danışman Mustafa Tekin Şerif Karabıyık Kıdılı Mehmet Mustafa Yiğit Zeynep Kekil (Besi) Eşefatma Resim Fatık Kuzu Fatih Güngör (şehit) Cafar Ali Vırıt (helete) Meryem İğde Elif Keklicek Süleyman Demir Seda Güney Usta Ali Onaran Ahmet Götürmen Elif Çolak Hasan Kekil Ali Temizyürek Fadime Zorkun Ayşe Çakıl Sultan Erdinç Solak İbrahim Sakar Ali Tatlı (Tekere Ali) Vakkas Küpelikılınç Ayşe Vırıt Uğur Kekil Aloca Yusuf Gök Muhammet Çokak Adem Karagöz Mehmet Kayaakay Orhan Sürmen Memiş Tekerlek Veli Çadır Sultan Çetinkaya Mustafa Çağlar Elif İğde Ayşe Yorulmaz Yusuf Kurt Hüsne Kurt Fadime Mısır Mehmet ENGİZEK Şerif Bozdere Fatih Bozdere Emine Bozdere Hatice Sakallı Karamemiş Kuş Hasan Nurhak İbrahim Zorgün Kemal Yavuz Veli Onay Durmuş Üstün (berduş) Elif Öztürk Ahmet Çolak Elif İncecik Sema Çalışkan Kuyumcu Yaşar Uyan Ümmühanı Kelleci Tosun Ali Elif Özbek Fakı Ahmet Koraycan Kırıcı Kara Ali Döş Demirci Abdullah Mehmet Göker Derviş Elif Zorkun Hacıyusuf Kekil Ayşe Ibrık Güler İsmail Küçük Mesut Canlı Mahmut Barak Onbaşı İbrahim Filiz Elif Filiz Onbaşı Hasan Hatice Filiz Ayşe Filiz Ibrık Funda Rande Fatma Karasu Hakan Tolga Yiğit Kalander Battal Şerif İğde Eşe Fatma Yaman Zeynep Tekerek Durdu Kuru Yusuf Güler Sinan Aksu Nihal Dere Ahmet Çetinkaya Zeynep Sağlam Koko Süleyman Bozali Eşefatma Demirci Fatma Ayşe Berk Hacı Cuma Çolak

26 Şub 2015

YAŞANMIŞ GERÇEKLER 14

     Bölüm (14)  
    YANNIK İÇİN GELDİM:
    Zamanında Engizek Mahallesinde yaşlı bir teyze varmış. Teyzenin kulakları pek duymazmış. Bir gün Cerit’te ileri gelen sevilen sayılan bir tanıdığının evine gelir. Ev sahibi yaşlı teyzeye hoş geldiniz der.
     Yaşlı teyze yannık için geldim oğul der. Allah, Allah ben ne diyorum teyzem ne diyor der. Dediğimi yanlış anladı galiba deyip az bekledikten sonra teyzeye tekrar hoş geldiniz der. Teyze bu defada üç tane keçi’m iki de koyunum var der. Adam teyze’ye döner ben ne diyorum sen ne diyorsun.
      Deyince teyze yine vallaha yoğurt yayacak yannık yok. Yoğurtlarım ekşiyor der. Adam teyzenin işi gücü yanık başka bir şey bilmiyor der meseleyi anlar. Teyzenin kulakları iyi duymuyor. Akrabası pazara gider bir keçi derisi alır eve getirir teyzeye verir. Teyze yannıklık deriyi alır Allah senden razı olsun oğul diyerek dualarla engizeğe döner…
---------------------------------
NOT: Çağlayancerit’te 30 yıl öncesi herkes yoğurdunu keçi derisinden yapılan yannığı bir iple evin ortasında bir merteğe asarak yayarlardı. İlçemize elektrik geldikten sonra yannık işi öldü ihtiyacı olanlar elektrik ile çalışan yayık makinesi alarak yoğurdu yayık makinesiyle yaymaya başladılar…

    YOLDA DİNLERİM:
    Engizekli bir vatandaş bozulan radyo’sunu Cerit’e tamire götürür. Radyo tamir edilirken
Radyoda türkü söylenir. Vatandaşın hoşuna gider. Ustaya usta hemen onu kapat çalmasın. Boğaza yukarı giderken dinlerim der. Usta bu geçici bir türkü kapatsak ta fayda vermez. Olsun, olsun sen kapat der. Usta radyo’yu kapatır sahibine teslim eder. Engizekli tamir parasını ödeyerek düşer yola. Köyü dışarı çıkınca radyoyu açar. Karıştırmaya başlasa da Radyo başka şeyler çalar. Kendi kendine usta yaptığını beğenmiş mi? O misilli türküyü boşuna çalmış der. Aradan zaman geçer Engizekli ile usta karşılaşır. Usta sorar ne yaptın o gün radyonun söylediği yarım kalan türküyü dinlemiş miydiniz? Der. Engizekli nerde! Çok aradım bulamadım der…

   YUMURTA YEMEZ:
    Camız lakaplı kişi, oğlu Ahmet ile ev ihtiyacı için K.Maraş’a giderler. O tarihlerde Çağlayancerit’te bakkal filan yok. Alış verişlerin yapıp aldıkları eşyaları heybelere koyarak omuzlarına atıp düşerler yola.  İkindi namazına yakın baş dervişli köyüne gelirler. Ve acıkırlar. Camız Emmi tanıdığı bir arkadaşının evine misafir olurlar. Evin hanımına bacı biz acıktık bize bir yemek hazırla der. Hanım üç beş tane yumurta pişirip misafirlerine getirir.  Ahmet muzibin biri bacı keşke bu yumurtaları pişirmeseydin. Babam yumurta yemez der.
     Baba utanır yumurtadan bir lokma bile almaz.. Ahmet yumurtayı yer. Babam tarhanayı çok sever deyince. Kadın bir tepsiye tarhana ıslar getirir. Yaşlı baba tarhanadan bir iki lokma alır yemez çünkü ağzında diş yok. Baba oğul tekrar yola koyulurlar köyün yakınında üzüm bağları varmış. Baba’sı bağa girer. Ahmet kendi kendine babam aç kaldı üzüm yemeye gidiyor inşallah bir salkım’da bana getirir der.
      Babası üzüm yiyerek karnın doyurur. Eline bir salkım üzüm birde sağlamından serpene alır. Bağdan çıkar. Gelir Ahmet’in yanına üzümü Ahmet’e uzatırken Bileğinden yakalar (.. diğimim oğlu) benim yumurta yemediğim sana mı kaldı da. Beni aç bıraktın deyip elindeki serpene yi oğlu Ahmet’in üzerinde kırar…

   YÜZÜNE KONUŞURUM:
   Ceritli yaşlı bir amcamız bir akşamüstü üç beş kişi bir araya gelerek komşuya toplanmışlar televizyondan haberleri izliyorlarmış. Haberlerde bir partinin genel başkanı ve o günü başbakanı ulus’a sesleniş konuşması yapıyormuş.
    Adam genel başkanı dikkatli bir şekilde dinledikten sonra öfkelenerek başbakana yahu sen boşuna konuşuyorsun seni görmedik mi. Hep yalan söylüyorsun.  Kusura bakmada ben adamın yüzüne konuşurum demiş.
     Diğer arkadaşları gülmüşler. O şimdi senin dediklerini duydu mu? Yüzüne konuşacaksan Ankara’ya git yüzüne orda konuş demişler. Adam Allah-Allah şimdi bu benim dediklerimi duymadı mı demiş. Arkadaşları duymadı deyince desene bütün öfkem boşa gitti tüh demiş…
-----------------------
Devamı gelecek.
                              ---------------------------------
             Derleme Yılları 1960-2015 Arası
                  Kaynak Kişi: Âşık Ali Ataş
       Yöre: Çağlayancerit, mahalle ve köyleri,
     Çağlayancerit’te yaşanmış gerçek Nükteler
       Güncelleme tarihi: 20 Şubat 2015


Hiç yorum yok: